Sosyal Medya

Makale

Din Yorgunluğu mu Savunma Mekanizması mı?

Ellerimizle işlediklerimizden ötürü oldu her şey. Ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan. Tabiat boşluk kabul etmez kaidesi gereği ne vakit ihmal edilen bir amel olsa orada uyarı sinyalleri çalmaya başlıyor. Bir süredir din yorgunluğu üzerine yazılıp çiziliyor. Sosyologların üzerinde kafa yordukları din yorgunluğu başlıklı araştırma konusu bu sinyallerin bir örneği.

Toplum bilimine ait bir kavram din yorgunluğu. Toplum bilimcilere göre din yorgunluğu yaşıyoruz bir süredir. Bu noktada tanıklık ettiğimiz günlere dair bir hatırlatma yaparak bir yere gelmek istiyorum.  Türkiye özelinde 15 Temmuz tarihi bir kırılma noktası oldu Dünya ölçeğinde ise Işid. Bu belirlemeden yola çıkar isek şöyle bir mantık sarmalı çıkıyor karşımıza: Coğrafyaların tarihinde yaşanan hadiseler Müslümanları din yorgunluğuna sevk etti. Bu rehavetten güç bulan Batı, barış ve esenliği işaret eden İslam dinini terörle yan yana göstermeyi başardı. Bu sarmalın uzayıp gitmesi mümkün kafa yoran için. Fakat daha ötesi yok ki bunun. Tam da bu noktada durup düşünmeli yoksa hızlıca savrulurken dünya, bir yerlere tutunmaz isek tahribatın tanımı bile yapılamayacak.

Üst akıllar bu mevzuları enine boyuna tartışıp kallavi cümleler üretmeseler de daha sade daha anlaşılır daha makul daha çözüme odaklı eylemler çoğaltsalar keşke. İçi doldurulamayan büyük başlıklardan hiç hazzetmem. Yakın tarihten hatırladığım dindar nesil başlığı bunlardan birisi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde dile getirdiği dindar nesil ideali gündeme geldiği dönemde nasıl gürültü kopardıysa o ivmeyle sessizce inişe geçti. Keşke hayat bulacak bir mecraya ulaşsaydı. Zira halihazırda Z kuşağı, dijital nesil gibi çeşitli sıfatlar yakıştırılan günümüz gençlerinin idealden uzak oluşları şeklinde kocaman bir derdimiz var. Ve bu dert her geçen gün büyüyor. Yazının girişinde değindiğim din yorgunluğu gençler özelinde de konuşuluyor. Teşhis ve tespit sürecinden çıkıp bir üst aşamaya sıçramanın vakti şimdi değilse ne zaman? Vahyi parçalamak üzere kurgulanmış modern akıl ve ürettikleri karşısında kendi dinamiklerimizi fark etmek son derece mühim.  Bir de anlam ve amaç yüklemesi yapmayı unutmamak ve insanın anlam arayışının ne denli kutsal olduğunu vurgulayan “Allahım hayretimi artır” duasına tutunmak. Eğer yapılması gerekenler acilen hayata geçirilemez ise dindar nesil bir ideal olarak kalırken din yorgunluğu yeni savunma mekanizması olacak.

Din yorgunluğu üst başlığı içerisinde açılmasaydı iyiydi denilecek cinsten öyle çok başlık birikti ki yaşarken. Misal komşu yorgunluğu, arkadaş yorgunluğu, dost yorgunluğu, akraba yorgunluğu..Liste aslında insanı işaret ediyor. Günümüz dünyasında insan insanın yorgunluğu olmuş adeta. Herkesin heybesinde bu yorgunluğa dair yükler birikmiştir. Korkarım bu savrulma hezeyanından kendimizi kurtarmaz isek yorgunluk isimli savunma mekanizmasının ardında tükenirken bir mazeretimiz bile olamayacak. Vuku bulan her hadise bir toparlanmaya vesile olmalı aksi halde bir Uhud hezimeti ya da Tebük pişmanlığı bizden uzak değil.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');