Sosyal Medya

Güncel

Şehitlerin ayak izinde

12 yıl önce 250 kişi ile başlayan Sarıkamış şehitlerini anma yürüyüşü, harekâtın 100. yılında binlerce kişilik dev bir törene dönüştü. Torunlar, bir zamanlar dedelerinin can verdiği karlı yollarda tarihle yüzleşti.



2003 yılında Sarıkamış Dayanışma Grubu, Arama Kurtarma Derneği(AKUT) ve Erzurum Kalkınma Vakfı tarafından, 250 kişi ile başlamıştı bu yürüyüş. Türk tarihinin acı sayfalarından olan Sasıkamış harekatı şehitlerini anmak ve onları onurlandımak için, cephe komutanı Enverpaşa’nın son konuşlandığı yer olan Kılıçulu köyünden Sarıkamış’a kadar 9 kilometre yürümüşlerdi. Köylüler, dağcılık ekipmanları ve renkli kar elbiseleriyle gelen bu ilk gruba ‘İstanbullu şımarık turistler’ gözüyle bakmıştı. Ama bu gönüllü insiyatif hiç yılmadı ve her geçen yıl bir çığ gübi büyüyerek günümüze kadar ulaştı. Osmanlı coğrafyasının dört bir yanından gelen genç askerlerin yaşamını yitirdiği topraklarda, 100 yıl sonra, hüzün ve guru bir arada yaşandı.

Sarıkamış harekatının 100. yılında, Sabahın erken saatlerinden itibaren anma yürüyüşü için Kızılçubuk bölgesinde binlerce kişi toplanmaya başladı. Törenlere yerel saat ile 08:00'da Kuran-ı Kerim okutusu ve dualarla başlandı. Kızılçubuk alanı tamamen dolunca yürüyüş başladı. Yürüyüş kolunun önününde Genel Kurmay Başkanlığı'nın temsili Osmanlı askeri bölüğü, komamandolar ve Jandarma Arama Krutarma (JAK) birlikleri yer aldı. Yaklaşık 20 bin kişiden oluşan grup karlı patikada ağır ağır ilerlerken binlerce kişi Sarıkamış'ta bulunan tören alanında yerlerini almıştı bile.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) başkanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağtay Kılıç ve diğer protokol üyelerinin alana gelmesi ile Sarıkamkş şehitlerini anma alanındaki tören de başladı. Cemil Çiçek'in anıta çenlen bırakmasını protokol konuşmaları izledi. Türk Hava Kuvvetlerinin gösteri uçağı Solo Türk'ün gösterisi ise törenin en heyecan uyandıran gölümüydü. 

Yetkililerden alınan bilgiye göre bu yılki törenlere katılım 30 bin kişiyi aştı. 

Sarıkamış’ın kalbi onunla atmaya başladı

 

Kalp Cerrahı Bingür Sönmez ve arkadaşlarının 250 kişi ile başlattığı anma yürüyüşe katılım bu yıl 30 bin kişiyi aştı.
[Fotoğraf: Kemal Soğukdere - Al Jazeera Türk]

 

Kalp ve damar cerrahı Profesör Bingür Sönmez Sarıkamışlı. Doğup büyüdüğü topraklarda meydana gelen ve hikayeleriyel büyüdüğü bu savaşın kahramanlarını yeniden canlandırmak, onun çocukluk hayaliydi. Ameliyat önlüğünü çıkardı ve kar kıyafetlerini giydi. Başkanı olduğu Sarıkamış Dayanışma Grubu’na destek olan topluluklarla yaptıkları ilk yürüyüşe medyanın gösterdiği ilgi onlara büyük moral verdi:

“2004 yılında, Sarıkamış harekatının 90. Yılında daha yüksek bir motivasyonla çalıştık. İlk yılki yürüyüşte 250 kişiydik. Ertesi yıl, yani Sarıkamış’ın 90. Yıl anma törenlerinde 2000 kişiye ulaştık. 2013 yılındaki yürüyüşte 25 bin kişi olduk. İnşallah her geçen yıl bu sayı daha da artacaktır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın son iki yıldır bu etkinliği üstlenmesi doğrudan gençlik hedef alınmaya başlandı. Zaten bizim Sarıkamış Dayanışma Grunu olarak amacımız gençlere şehit anma adabını öğretmek, şehitleri hatırlatmaktı.”

Okulda okuduğu tarih ve gerçek arasındaki çelişkiye dikkat çeken Sönmez, anma yürüyüşlerinin toplumda oluşan yanlış algıyı düzelttiğine inanıyor:

“Sarıkamış’ın toplumda bilinme şekli: Bir gecede, tek kurşun atmadan, donarak, titreyerek yaşamını yitiren zavallılardan ibaretti. Ama ben biliyordum ki onlar 15 gün kahramanca savaşan, Erzurum ile Sarıkamış arasında, 150 kilometre boyunca göğüs göğüse savaşan, Sarıkamış’a saldıran, Sarıkamış’ı alan ama Sarıkamış’ı elde tutamayan kahramanlardı. Her savaşın bir yenen bir de yenilen tarafı vardır. Bu kahramanlar yenildikleri için aşağılanamazlardı. Nitekim 90. Yılda Genel Kurmay Başkanlığı, ilk defa, internet sayfasında şehitleri oven, onurlandıran, adeta onların itibarını iade eden bir yazı yayımladığında amacımıza ulaştığımızı gördük. Bugün artık herkes biliyor ki Sarıkamış bizim tarihimizde parlak bir onur sayfasıdır. Tarihte örneği görülmemiş bir emre itaat yaşanmıştır. Anılar ortaya çıkmıştır. Hiç bilinmeyen, tartışılmaya cesaret edilmeyen konular medyada tartışılmaya başlanıştır. Zaten tarih tartışıldıkça, konuşuldukça değer kazanır.”

Bingür Sönmez doğup büyüdüğü toprakların sahne olduğu bu tarihi olayı araştırmayı kendine bir yan uğraş edindi. Ünlü cerrahın konuya neşter atması başlarda bazı akademisyenleri rahatsız etse de, bu amatör çabaları zamanla herkesin takdirini topladı. Sönmez ‘tarihten ders çıkartmak için bilmek gerekir’ diyor:

“Gençlik şunu bilmeli ki I.Dünya savaşı dünyayı bölüşüm savaşıydı. Ve I. Dünya savaşı hiç bitmedi. II. Dünya savaşı da birincisinin devamıydı. Bugün Kafkaslarda, Suriye’de ve Yemen’de devam eden çatışmalar da bunun devamıdır. İnşallah bir III. Dünya savaşına gitmeyiz. Ama bunun için tarihi iyi bilmeli ve gerekli dersleri çıkartmalıyız.” 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.