Resim - Foto - Sanat
İlk dönem Cumhuriyet basınında Kurban Bayramı-FOTO
Bu dönem süreli yayınlarda, bayrama ilişkin en önemli ve dikkat çeken öğelerden biri ise Kurban, bedel, deri ve bağırsaklarını Tayyare Cemiyetine bağışlamaya çağıran ilanlardı.


10 Mart 1903 tarihli “İkdam Gazetesi”nden Sultan II. Abdülhamid’in katıldığı “Iyd-i Said-i Edha” “Alay-ı Valası” ve “Muayede-i Hümayun”a ilişkin haber.
Osmanlı devrinde “Iyd-i Said-i Edha” adıyla anılan “Kurban Bayramı”, devletin üst kademelerinden halk arasına varıncaya kadar, özel hazırlıklar ve düzenlenen göz alıcı törenlerle idrak edilirdi. Yerleşmiş teşrifat kuralları ve adetleri çerçevesinde yapılan “Bayram Alayları”, “Muayedeler” ve “Bayramlaşmalar”a “Patrikler” ve “Hahambaşılar”la birlikte yabancı devlet elçileri de katılırdı. Max Müller, Paus Lucas gibi yabancı yazarların hatırat ve eserlerine de konu olan bu şatafatlı ve gösterişli törenler, son dönem Osmanlı basınında da geniş şekilde yer alırdı. Yüzyıllar boyunca, “devletin resmi merasim günlerinden biri” olarak kabul edilen “Kurban Bayramı”, Cumhuriyet’in ilanından sonraki ilk dönemde devlet nezdindeki törensel itibarını yitirdi.

13 Mayıs 1930 (Akşam)

8 Nisan 1933 (Akşam)
Bunun yansımalarından birinin görüldüğü yer ise “Basın”dı. Örneğin; 1929 yılından itibaren ilerleyen 10 yıl esas alınacak olursa dönemin bazı gazetelerinde “Kurban Bayramı”na ilişkin haberlerde sadece “havaların durumuna”, “eğlenceli geçtiğine”, “bayramda yapılan maçlara” ve “kalabalıklara” ilişkin bilgilere yer verilmekteydi. Çoğunlukla başka bir ayrıntı içermeyen bu haberlerden biri: “Kurban Bayramı bu sene şehrimizde pek neşeli geçti. Havanın iyi gitmesi, bayramın iki gününün umumi tatil günleri olan Cuma ve Pazara tesadüf etmesi halkı mesirelere, eğlence yerlerine sevk etmiştir. Boğaziçi, Adalar epeyce kalabalıktı. Şehir içindeki bahçe ve kahvelerde büyük bir halk kitlesi göze çarpıyordu. Bayram yerleri, her sene olduğu gibi çocuklarla dolmuştu. Bilhassa Kadırga’daki bayram yerlerinde kalabalıktan geçilmiyordu.” Şeklindeydi.

25 Nisan 1931 (Akşam)

22 Şubat 1937 (Cumhuriyet)
Bu dönem süreli yayınlarda, bayrama ilişkin en önemli ve dikkat çeken öğelerden biri ise Kurban, bedel, deri ve bağırsaklarını Tayyare Cemiyeti’ne bağışlamaya çağıran ilanlardı. Bu ilanlar genellikle: “Kurban deri ve bağırsaklarınızı Tayyare Cemiyeti’ne veriniz”, “Yarın havadan yağacak ölüme binlerce kurban vermemek için kurbanlarınızı Türk Hava Kurumu’na vermelisiniz.” tarzındaki benzer sloganlarlaydı. Gazetelerin bayram duyurularından biri de okuyucuları tebrik ve bilgilendirme açısındandı. İlgili gazetelerde, tebrikle beraber, bayram namazı saati ve bayram dolayısıyla gazetenin bu süre içerisinde çıkmayacağı bilgisi yer almaktaydı.

15 Nisan 1932 (Akşam)

15 Nisan 1932 (Akşam)
Yazıda kullanılan ve 1929-1939 yılları arasını kapsayan gazetelerde, bayrama dair hiçbir resmi tören ve tebrik mesajı yer almazken devlet erkânı arasındaki bayramlaşmaya ilişkin tek istisna 1929 yılına aitti. Akşam Gazetesi’nde yayınlanan bu haber ise şöyleydi: “Bayram Ankara’da da neşeli geçmiştir. Gazi Hz. Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Reisi Kazım, Başvekil İsmet Paşa’lar, Heyet-i Vekile, Meclis Riyaset Divanı Azalarının, Mebusların, Ankara’da bulunan Erkan-ı Askeriye’den Birinci Ferik Cevat, Ali, Sait, Naci, Hasan, Kenan Şevket, Mustafa, Hüseyin Halis, Muzaffer, Osman Zati, Ahmet Vehbi Paşa’ların Sura-yı Devlet Azalarının, Diyanet İşleri Reisi’nin, Başvekalet Müsteşarı’nın ve Müdde-i Umumi’lerin tebrikatını kabul buyurmuşlardır. Bu zevat aynı zamanda Meclis Reisi Kazım Paşa Hz. lerine arz-ı tebrikatta bulunmuşlardır.”

24 Mayıs 1929 (Akşam)
Halk arasında yapılan bayram hazırlıkları ve alış-veriş haberleriyle birlikte kurbanlık satış ve bayram alanlarına dair yerler, kurbanlık fiyatları, satış durumları ve bayramda yaşanan küçük çaplı asayiş olaylarına ilişkin kısa haberlere de değinen gazetelerde “Kurban Bayramı”nın anlamını sorgulayan veya dini açıdan iğneleyici yorum ve karikatürler de bulunmaktaydı. Buna dair köşe yazılarından birinde: “Beni İsrail peygamberlerinden İbrahim, oğlu İsmail’i kurban diye kesmek istemiş! Gökten ona bir koç gönderilmiş; “oğlunu kesme, kurbanı kes!” suretinde birde vahy nazil olmuş… Aradan binlerce ve binlerce sene geçtikten sonra, şimdiki asırda, İsmail canını kurtardı diye dört gün bayram etmenin manası ne?” yorumuna yer verilmekteydi.

15 Nisan 1932 (Akşam)

25 Mart 1934 (Akşam)

Henüz yorum yapılmamış.