Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: İnsan olmak, insanı yaşatmak



İran’a yönelik saldırılarda hedef alınan yerlerde dikkat çeken iki yer beni etkiledi. Biri, İran’ın güneyinde 168 ilkokul öğrencisinin şehit olduğu Minab saldırısı. Diğeri başkent Tahran’da Hatemül Enbiya Hastahanesi. Minab’da Şecerei Tayyibe İlkokulu, bölgenin seçkin okullarından biri. Kreş, kız ve erkek öğrencilerin ayrı binalarının bulunduğu eğitim kompleksi. Toplamda 450 öğrenci eğitim görüyor.

Öğrencileri seçkin demiştim. Ya Kur’an kârisi ya da Kur’an hafızı. Öğrencilerin birçoğu, bir ile 30 cüz hafızı. Şehit olanlardan iki kız öğrenci, biri 2 cüz, diğeri 3 cüz, okulun seçkin öğrencilerinden hem de Ehl-i Sünnet mektebine bağlılar. Bölgede birkaç yerde yapılan yarışmada derece almışlar.

Saldırının olduğu saatlerde kreş öğrencileri erken dağıldığı için bir grup öğrenci de bir etkinlik kapsamında okulda bulunmadığı için öğrenci sayısı o gün azmış.

Okuldaki öğretmenler de seçkinler. Biri doğumu yaklaşmış, çocuk bekleyen anne adayı. Karnındaki bebeğiyle şehit olmuş. Bir başkası, henüz Umre’den yeni gelmiş, gelirken öğrencilerine hediyeler getirmiş, getirdikleri hediyeler içinde Zemzem suyu da varmış. O gün hediyeleri öğrencilerine dağıtmaya çalışıyormuş. Saldırıyla beraber, sevdiği çocuklarına getirdiği Zemzem suyu şehadet şerbetine dönüşmüş.

Ve bir başka öğretmen, biri kız diğeri erkek öğrencisinin de aynı okulda bulunduğu sırada üçü de şehit olanlar arasında.

Okulun yıkıntıları arasında, yırtılmış defter ve kitap sayfaları, kırılmış okul sıraları ve parça parça olmuş tuğlalar. O yıkıntılar içinde henüz cesedi bulunmayan bir öğrenciye ait izler arayan kişiler. Ne kıyafetinden ne bedeninden hiçbir iz bulunamamış hâlâ… O yıkıntılar içinde aramaya çalışıyorlar. Büyük bir titizlikle.

Ve Tahran’daki Hatemül Enbiya Hastahanesi. Hastahanenin yanık tedavi merkezi başta olmak üzere birçok birimi saldırıda tahrip olmuş. O saldırıda en anlamlı görüntü ise yeni doğan bebek bölümünde bir hemşirenin bölümün kamerasına yansıyanlar oldu.

Saldırı ile birlikte binada koşuşturmaca, panik, korku, her şey birbirine karışmış. Kıyamet sahnesini andıran bir durum. Hastaları alıp bahçeye götürmeye çalışanlar, yataklarından kalkmaya çalışan hastalar ve koridorda koşuşan hasta yakınları. Bunların ne olduğunu bilmeyen, henüz gözlerini açmamış üç bebek ise yeni doğan bebekler bölümüne yeni gelmişler.

Saldırıyla beraber, herkes kaçarken, yeni doğan bebek bölümündeki hemşire bölüme yeni gelen üç yavruyu nasıl kurtaracağının telaşına kapılıyor. O görüntüler bir dram kadar bir insanlık dersi aslında. İnsanlık dersi. İnsanlıktan nasibini almayan saldırganların hedef noktası hastahaneler, okullar olunca insanlık dersi ne fayda…

O duyarlı hemşireyle görüşme imkânımız olmuş ve sormuştum: "Ne hissettin?" Verdiği cevap da bir dersti aslında. Hemşire Selimi: "Ben bir anneyim, ben bir insanım, ben bir Müslümanım. Yapılması gerekeni yaptım. Çok bir şey değil." demişti. Herkesin korkup kaçtığı zamanda, dünyanın kirletildiğini yeni öğrenen çocukları kucaklayarak kendi canını da hiçe sayan anne olan, hemşire olan ve insan olan duyarlığı ile "çok bir şey yapmadım" diyor. Ve ekliyor: "Bileklerinde annelerinin isimleri vardı. Koridora gelip, annelerinin isimlerini çağırdığımda, isimleri duyan annelerin çocuklarına sarılması asıl beni etkiledi. O zaman, insan olduğumu, anne olduğumu anladım." diyor.

Hastahane ve okulun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamaya çalışıyorum. Eğitim ve sağlık, savaş ve sağlık gibi konular da zihnimi meşgul ediyor.

Bu konular etrafında zihnim meşgulken telefonuma mesaj geliyor. Sağlık ve savaş konulu bir etkinlik. Etkinliği düzenleyen, Peygamberan Hastahanesi. İsimler de önemli diyorum kendi kendime. Hatemül Enbiya, Şecerei Tayyibe, Peygamberan yada Peygamberler. İsimlerle verilen mesaj bu olsa gerek…

Peygamberan Hastahanesi başkanı Dr. Vahid Merdani, sağlığın her şeyin başında geldiğini hatırlatarak, dünyanın neresinde olursa olsun savaşın olumsuz etkiler bıraktığını, savaşların artık eskisi gibi olmadığını, daha yıkıcı, daha yıpratıcı ve daha kalıcı izler bıraktığını söylüyor. Dr. Merdani, savaşın da bir ahlakı, bir usulü olması gerektiğini belirtiyor. Sağlık merkezlerine yapılan saldırı, hastahanelere, eğitim kurumlarına yapılan saldırının savaş suçlarından biri olduğunu belirtiyor. Hastahanelerin görevi insanı yaşatmaktır. Savaş ise insanı öldürmektir, yıkmaktır, yok etmektir vurgusunu yapıyor.

Şecerei Tayyibe Okulu, Hatemül Enbiya Hastahanesi ve Peygamberan Hastahanesi'nden geçen kısa şerit. İnsanı eğitmeye, yaşatmaya ve iyileştirmeye çalışan merkezler. Ve ortaya konulan örneklik ise hemşire Selimi'nin ifadesiyle "çok şey değil, insan olmak gerek…"

İnsan olmak, insan-ı kâmil olmak ve kemale ermek dileğiyle.

M. Ali AKBULUT

1 Yorum

  1. Mustafa Sakin

    Haziran 27, 2026 Cumartesi 10:50

    Kalemine ve yüreğinize sağlık Alim

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM