Abdurrahman Arslan: Post-Kemalist Bir Döneme Doğru: Siyasal Söylemden Kültürel İnşaya Geçiş Zorunluluğu
Türkiye'de modern Müslüman kimliğinin inşasında, Kemalizm karşıtlığı uzun süre kurucu bir rol oynamıştır. Bu durum, kaçınılmaz olarak Müslüman siyasal söylemini reaktif bir karaktere büründürmüş, kimliği "öteki" üzerinden tanımlayan Hegelci bir diyalektiğin içine hapsetmiştir. Nihayetinde bu durum, karşıtını taklit etme ve onunla aynı epistemik zeminde (seküler, ulus-devlet, pozitivist) mücadele etme tuzağını beraberinde getirmiştir.
Kemalist modernleşmenin sembolik yasaklarının (başörtüsü, imam hatip liseleri üzerindeki kısıtlamalar) büyük ölçüde kalkmış olması, mücadelenin sona erdiği anlamına gelmemektedir. Aksine, asıl mücadele alanı siyasal söylemden, kültürel, entelektüel ve gündelik hayat pratiklerinin inşası alanına kaymıştır. "Yasakları delmek" ile "alternatif bir hayat tarzı, etik sistem ve bilgi paradigması inşa etmek" arasında niteliksel bir fark vardır. İlki tepkisel ve savunmacıdır, ikincisi ise yaratıcı ve kurucudur.
Müslüman entelektüel ve siyasi aktörlerin, reaktif söylemleri terk ederek, kendi pozitif ve somut hedeflerini tanımlayacakları yeni bir söylem ve pratik evreni inşa etmeleri elzem hale gelmiştir. Bu, sadece siyasi iktidar odaklı değil; eğitim, sanat, ekonomi, medya ve aile kurumunu da kapsayan bütüncül bir kültürel stratejiyi gerektirir. Post-Kemalist bir döneme geçiş, Kemalizm'i tarihsel bir referans olarak anlamak, ancak onunla mücadele ederek değil, ondan daha kapsamlı ve derinlikli bir medeniyet tasavvuru sunarak mümkün olacaktır.
Abdurrahman ARSLAN

Henüz yorum yapılmamış.