Sosyal Medya

Abdulaziz Tantik: Hakikatten Sapış: İman, Küfür ve İnsanın Kendine Yabancılaşması



Giriş: İman ve Küfrün Temel Ayrımı

İman ve küfür, sadece teorik inanç biçimleri deÄŸil, insanın hayatı anlamlandırma ve yaÅŸama biçimine dair iki zıt kutbu temsil eder. İman, Allah’a olan kulluÄŸun bütüncül bir yaklaşımıdır; bir kulun hayatını bütünüyle Allah’a adamasını saÄŸlayan temel bir inanç ve güven sistemidir. Bu sistem bir hakikat üzerine kuruludur. Buna karşılık küfür, hayatı kompartımanlara ayırarak, insanın yaÅŸamını Allah’a kulluktan uzaklaÅŸtıran unsurlar üzerine inÅŸa edilir. Sözlük anlamı itibarıyla bir ÅŸeyi “örtmek” anlamına gelen küfür, aslında hakikatin, yani Allah’ın varlığının, vahyin ve nübüvvetin üstünü örtme çabasıdır.

İman, hayatı ilahi rıza ekseninde idrak ederek ve ona uygun bir ÅŸekilde yaÅŸama arzusu olarak kiÅŸiye bir karakter inÅŸa etme yetisi kazandırır. Bu insan, mümin olarak varlığını sürdürürken, insanlarla iliÅŸkisini de ilahi emir ve nehiyler üzerine bina eder. Hayatını belirleyen ÅŸey; ilahi bilginin kendisine çizdiÄŸi istikamet üzere olma çabası ve gayreti olacaktır. Küfür ise; kiÅŸiyi hakikatten kopartarak onu kendi ekseni etrafında bir yaÅŸam tarzı inÅŸa etmeye ve ‘benmerkezci’ bir yaÅŸam üzerinden kendi dışındaki kiÅŸilerin ve varlıkların hayatlarının bir anlamının olmadığı bir zemine yaslanarak zulüm üzere bir yaÅŸamı tercih etmektir.

Tevhidin Zıttı Olarak Küfür ve Sahte Güç Alanları

İman, tevhid ilkesiyle her ÅŸeyi birleÅŸtirip Allah’ın tekliÄŸini merkeze alırken; küfür, bu tekliÄŸi yok sayarak çokluÄŸu ve parçalanmışlığı öne çıkarır. Küfür, Allah’ın yerine ikame edilecek yeni güç merkezleri, putlar, tanrısallaÅŸtırılmış ÅŸahıslar veya ideolojiler inÅŸa etme sürecidir. Bu durum, Firavun (modernleÅŸme)örneÄŸinde olduÄŸu gibi, Allah’ın yaratıcılığını ve mutlak sıfatlarını (Alim, Basir, Kudret vb.) göz ardı ederek beÅŸeri bir düzen kurma arzusundan beslenir.

Bu sapma, kadim dönemlerde ruhban sınıflarının tanrısal bir hüviyet kazanarak bilgi kaynağı haline gelmesinde görülürken; modern dönemde ise gaybi ve manevi olanın devre dışı bırakılmasıyla tezahür eder. Modern küfür; aklı, deneyi ve bilimi tek bilgi kaynağı haline getirerek bunlar üzerinden yeni güç temerküzleri oluÅŸturma ve Allah’ı hesap dışı tutan bir nizam kurma çabasıdır. Modern Düşüncenin tekçi(monist) bakışı özne üzerine kurulu bilgi süreçleri ve belirleyici pozisyonu, ulûhiyet baÄŸlamını devre dışı tutarak özneyi putlaÅŸtırma giriÅŸimini temellendirmekte ve yeni bir putçuluÄŸun kuruluÅŸunu ilan etmektedir. Her ne kadar bu mesele bu ÅŸekilde anlaşılamasa da durum bundan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir…

İnkâr, Nankörlük ve Kendine Yabancılaşma

Kaynaklarda küfür ve inkâr arasındaki iliÅŸki, iradi bir tercih ve ahlaki bir düşüş olarak tanımlanır. Kur’an’ın “fücur” ve “takva” ayrımına atıf yapılarak, küfrün hakikati örtme, inkârın ise “nankörlük” boyutu taşıdığı vurgulanır. Allah insanı en güzel ÅŸekilde (ahsen-i takvim) yaratmış ve ona ruh üflemiÅŸken, insanın tüm bu nimetleri yok sayması sadece Allah’a deÄŸil, aynı zamanda kendi özüne de yabancılaÅŸmasına neden olur.

Her nankörlük bir yabancılaşmayı içermektedir. İnsanın kendisine yapılan iyilikleri göz ardı ederek varlık kazanması, kendi dışındaki şeye karşı yabancılaşmaya kapılmasını sağladığı gibi kendisine de yabancılaşma sürecini tetiklemektedir.

İnkâr süreci baÅŸladığında insan; vahye, peygambere ve diÄŸer insanlara yabancılaÅŸtığı gibi, en nihayetinde kendisine de yabancılaşır. Bu yabancılaÅŸma, kiÅŸinin vicdanını, merhametini ve ÅŸefkatini kaybetmesine yol açar. Vicdan, insanlığın dengesi ve objektif olabilmenin temel koÅŸuluyken; küfür ve nankörlük atmosferi bu vicdanı köreltir ve yok ederken zulme kapı aralar…

Zulme Giden Yol ve Kalbin Mühürlenmesi

Küfür ve inkâr, statik bir durum deÄŸil, derinleÅŸen ve azgınlaÅŸan bir süreçtir. Bu süreç ‘küfürden inkâra, inkârdan buÄŸza (nefret), buÄŸzdan ise zulme’ doÄŸru bir hiyerarÅŸi izler. İnkâr eden birinin iyilik yapma ihtimali, ancak kendi çıkarına hizmet ettiÄŸi sürece mevcuttur; çünkü küfürde asıl olan kendi arzu ve beklentilerini ilahlaÅŸtırmaktır.

Bu süreçte en kritik aÅŸama kalbin durumudur. Küfür aÅŸamasında hala bir ıslah ve dönüş imkânı (tövbe) bulunabilirken; inkâr ve nankörlük ideolojik bir sığınaÄŸa dönüştüğünde vicdan tamamen ölür. Vicdanın ölümü, kalbin mühürlenmesiyle sonuçlanır; kalp mühürlendiÄŸinde ise insanın dönüş yolu ve ıslah olma imkânı ortadan kalkar. Kaynaklar, tarihteki Ad ve Semud kavimleri ile Firavun’un akıbetini, bu mühürlenmiÅŸ kalplerin ve geri dönülmez yola girenlerin birer örneÄŸi olarak sunar.

Sonuç: Müstağnilik ve Kurtuluş Yolu

İnsanı azgınlığa ve küfre iten temel psikolojik etkenlerden biri “müstaÄŸnilik” halidir. Alak Suresi’ndeki “İnsan, kendisini müstaÄŸni (yeterli) gördüğünde azar” ayetine atıfla, insanın kimseye ihtiyacı olmadığını düşünmesi küfrün temelini inÅŸa eder. MüstaÄŸnilik hali, insanın kendi benliÄŸini farkında olarak veya olmayarak Tanrı’nın yerine ikame etmesiyle sonuçlandırmaktır.

Küfür ve inkâr bulaşıcı bir özellik taşır ve kendisini beslemek için sürekli yeni taraftarlar ve güç damarları arar. Ancak bu karanlıktan kurtuluÅŸun yolu, insanın kendi nefsine ve ÅŸeytani vesveselerine teslim olmaması, dünyevi hırslarına ket vurması ve ilahi iradeye teslimiyet göstermesidir. KurtuluÅŸ, vicdana yaslanarak yapılan hataların zulme dönüştüğünü fark etmek ve Allah’ın yeryüzündeki mutlak kudretini idrak ederek yeni bir dönüş(tevbe) yoluna girmekle mümkündür.

Küfür, dünya hayatını zindana dönüştürür ve zulmün ayyuka çıkmasına vesile olur. Hayat yaÅŸanmaz hale gelir. Kimsesizler, yurtsuzlar, yersizler, zayıflar, fakirler, yetimler, hayat alanı bulamazlar… İnkâr, nankörlüğü içinde taşıdığı için, vicdan yok oluÅŸa sürüklenir ve adalet zulüm ile yer deÄŸiÅŸtirir. Bu dünyada yaÅŸamak imkânlarını heba eder ve dayanılmaz bir acı yaÅŸamı süslemeye baÅŸlar. Her ÅŸey kendi yitimini ve çürümesini yaÅŸamaya baÅŸlar…

İman, aydınlatır, aydınlık bir dünya ve hayat sunar. Küfür ve inkâr ise karanlık bir dünyadan baÅŸka bir ÅŸey sunamaz! Ey insan, kendi tercihinin sonuçlarına katlanmaktan baÅŸka seçeneÄŸinin olmadığını anla ve ona göre hareket etmeye yönel ki kendi akıbetinin sorumluluÄŸunu üstlenebilme ÅŸerefine nail olasın…

Abdülaziz TANTİK

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.