M. Ali Akbulut: Dostluk ve Sevgi Köprüsü (8): Emanet ve Emanettarlık
İnsan, ister yalnız yaşasın ister cemiyet içinde yaşasın, yaşadığı yerde güven içinde olmayı ister. Güven içinde olmanın temel şartlarından biri de sorumluluk sahibi olmaktır. Sorumluluk bilinci içinde emanet sahibi olmak, emanettarlık yapabilmektir.
İnsanın yaratılışı gereği, emanet alabilen, emanettarlık yapabilen, sorumluluk üstlenebilen bir varlıktır. Bu da ona ayrı bir değer katıyor. Emanet aldığı, emanettarlık yaptığı ne ise layıkıyla yerine getirmesi hem yaşadığı ortamı güzelleştiriyor, güvenli kılıyor, hem de insan ilişkilerinde, cemiyet hayatında, kamusal alanda onun huzurunu sağlıyor.
Ona değer katan, yaşantısında güven ve huzur sağlayan bu emanet nedir? Emanettarlık nedir? Nasıl olunur?
Emanet; genel olarak “güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak tevdi edilen ÅŸey” ÅŸeklinde bilinir. Din dili Arapçadan gelen “emânet”, güvenme, inanma anlamlarına gelir. Güvene dayalı olarak verilen veya görev, korku ve endiÅŸeden uzak, geçici olarak bırakılan ÅŸey, görev, sorumluluk gibi anlamları da vardır. İnsanın sahip oldukları ve sorumluluÄŸu dahiline giren ÅŸeylerin bir emanet olduÄŸunu bilmek gerek özetle.
Emanet varsa, emanet eden ve emanet edilen de vardır. Emanet alan kiÅŸiye “emanettar” denildiÄŸi gibi “emanetçi” de deniyor. Emanet edilen tek başına bir nesne olmayabilir. Bazen söz, bir görüntü de emanet olarak verilmiÅŸ olabilir. Emanet edilen bazen bir görev, bir makam da olabilir. Emanet alan ile emanet eden arasındaki iliÅŸki güven oluÅŸumunu saÄŸlar. İliÅŸkilerin güçlenmesine yol açar. İkili iliÅŸkilerde oluÅŸan güven, toplumsal ve kamusal alanda da kendini gösterince, güven ortamının alt yapısı da atılmış olur.
İnsanın yaratılışıyla baÅŸlayan, doÄŸumuyla devam eden emanet bilinci, kulluk, insanlık üzerinden yürütülür. DoÄŸumundan ölümüne kadar geçen insan hayatı serüveninde ise tek başına kulluk ve insanlık eksenli deÄŸil, kamusal ve toplumsal yönlü bir geniÅŸleme gösterir. Åžahsın, tek başına Yaratan ile yaratılan iliÅŸkisindeki emanet alma ve emanet edilme durumu, ikili iliÅŸkilerden kamusal alana kadar hem anlamı hem de fonksiyonu bakımından geliÅŸme gösterir. Emaneti alan kulun kendisi, emaneti veren ise Yaratan’dır. Kulluk bilinci ile Yaradan’a karşı sorumluluklar emanetin kendisidir. Emanet, emin, eman ve iman’ın aynı kökten geliyor olması da emanet, eman, emin ve imanın aynı yönde bir kulluk bilincine götürür. Ve bu bilince sahip olan kiÅŸi de, kurtuluÅŸa, felaha, güvene ulaşır.
İnsanın yaşam alanına giren ister görünen ister görünmeyen olsun, ister ruhi ister fiziki isterse de bedeni olarak insan hayatına dokunan her şeyin, kendisine doğrudan ya da dolaylı bir emanet olduğunu bilmesi güven toplumunun, sağlıklı ilişkilerin oluşmasını sağlar. Çünkü insanın sorumluluğuna giren her şey emanet kapsamında ele alınırsa, başkalarının haklarını koruma ve gözetme bilinci de sağlanmış olur.
Emanet alan kişinin liyaket sahibi olması gerekiyor. Tek başına liyakat yetmiyor, emaneti taşıyacak ve koruyacak kabiliyetin de olması gerekiyor. Emanet veren açısından bakıldığında ise adalet sahibi olması gerekiyor. Emaneti verirken liyakat ve kabiliyet şartlarını dikkate almış mı, emanet alan kişiye emanet görevini yerine getirdiği için ödül verecek mi, tebrik edecek mi?
Emanet bilinci, sorumluluk bilincidir. Emanet bir irade gösterisidir. Çünkü irade sahibi olmayan kişilere emanet verilmez. Emanet bilinci aynı zamanda özgürlüğün ifadesidir. Özgür olmayan kişiye emanet bir şey verilmez. Emanet bilinci aynı zamanda başkalarının haklarını gözetme, başkalarının haklarını koruma yükümlülüğüdür. Başkalarının haklarını koruma yükümlülüğü olmayan kişiye emanet verilmez.
Devletlerin temeli de emanet anlayışı içinde yönetilirse saÄŸlıklı toplum olur. Güven toplumunun temelinde de emanet bilinci olur. Modern devlet yönetimlerinde, atayan ve atanan görevlilerin emanet bilinci içinde hareket etmesi toplum düzeni açısından da önemlidir. “Yetki aldım, makama oturdum” deÄŸil de “yükümlülüklerim var, sorumluluklarım var, hesap vereceÄŸim” anlayışı içindeki bir emanet bilinci toplumları daha güçlü yapar. Ve tabii ki, emanet alanın denetlenme, hesap verme yükümlülüğünü de söz konusu kılar.
Emanet bilincinin yitirildiği toplumlarda güven de olmaz, huzur da kalmaz. Emanete ihanet etmek güveni sarsar. Emanete ihanet, kul hakkına da girmektir.
Emanet bilincinin en fazla ihtiyaç duyulduğu alanlar idarelerdeki makamlar ve siyaset kadrolarıdır. Özellikle siyaset kadrolarında emanet veren seçmen, emanet alan siyasetçi emanet bilinciyle değil de şahsi kariyer hesabıyla hareket ederse güven bunalımına doğru sürüklenme başlar.
Tabii ki, işçi-işveren ilişkilerinde, amir-memur ilişkilerinde, müşteri-esnaf ilişkilerinde emanet bilincinin olması, işçinin daha dikkatle işini yapması, memurun daha özenli çalışmasını, esnafın hak hukuk anlayışıyla hareket etmesini sağlar; böyle bir anlayış da güven ortamının güçlenmesini sağlamış olur. Ve tabii ki, güven alan ve veren açısından her iki tarafın da sorumluluk ve yükümlülükleri bulunduğunu unutmamak gerekiyor.
Emanetin kardeÅŸleri olan emin, eman, iman’ın da birlikteliklerinin, vefa gibi, dostluk gibi, emniyet gibi iliÅŸkileri güçlendiren sonuçları olur. Tam tersine, emanete ihanetle baÅŸlayan güvensiz ortamlar ve toplumlar ise insanın yaÅŸamını tehdit eder, tehlikeye sokar. Vefasızlık getirir, dostluk yerine düşmanlığı, emniyet yerine kaosu, güçlünün hakim olduÄŸu bir sisteme dönüşümü beraberinde getirir.
İnsanın bizzat kendisinden başlayarak, ikili ilişkilere uzanan, ikili ilişkilerden ister özel ister kamusal alandaki görev ve sorumluluklara emanet bilinciyle bakılması gerekiyor. Bu anlayış, görev ve sorumlulukların daha verimli yerine getirilmesini de sağlar. İnsanoğlunun isminin önüne konulan her sıfat bir emanettir aslında. Emanetin genişliğini de bu anlayışla görmek mümkün.
Emaneti üstlenen insanın, emaneti hakkıyla koruması, sahibine razı olacağı şekilde teslim etmesi hayat serüvenini de şekillendirir.
Bu hayat serüveninde, emanet aldığımız her emaneti layıkıyla koruyan, koruduğumuz emaneti emanet bilinci içinde sahibine teslim eden, emin olanlardan ve emana ulaşanlardan olmayı dileyerek...
M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.