Şevket Hüner: İslamofobi kimin vahşetini örtmek için oluşturuldu?
Gerçekte korku oluşturmayan bir nesneye, eyleme veya duruma karşı geliştirilen dehşete kapılma hissi ve kaçınma davranışına fobi denir. Korkunun kontrolden çıkması yaşamın sürdürülmesini zorlaştırır. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse bile engelleyemez; düşünerek bu asılsız korkuların önüne geçemez. Fobi, huy ya da kişilik özelliği değil bir rahatsızlıktır. Fobi tedavisinde kişinin, davranış bozukluğunu tetikleyen varlık ya da durumun üstüne giderek korkusuyla başa çıkabilmesini öğrenmesi hedeflenir.
Şu anda ismi konmuş iki yüze yakın fobinin tedavisi yapılmaktadır. "İslam korkusu" demek olanİslamofobi, Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir. Fobi araştırmaları üzerinde insanların nelerden korktuğunu tespit eden siyonistler, insanları İslamofobi üzerinden korkutarak, uyguladıkları soykırımı ve vahşeti normal göstermeye yöneldiler. Batı toplumlarında Müslümanlara karşı nefretin teşvik edilmesi, İsrail’e doğrudan sempati kazandırmaktan daha kolay ve etkili bir yöntem olarak görüldü.İsrail’in uluslararası imajı zayıf olduğu için, Müslümanları “tehdit” olarak göstermek suretiyle İsrail’i işgal ettiği bölgede “Batı’nın kalesi” gibi konumlandırmak daha kolaydı.
DSM (Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanı sistemi) ve ICD (Dünya Sağlık Örgütü’nün sınıflandırması) gibi sistemler, zamanla bazı fobilerin tanı kriterlerini yeniden düzenleyebilirler. Tanı sistemlerinin evrimi, bilimsel verilerle yönlendirilse de bu süreçte çeşitli çıkar gruplarının yani “lobilerin” dolaylı etkileriyle eşcinsellik hastalık tanımından çıkarılır, İslamofobi de fobi tanı sınırlarının dışında bırakılabilir. İslamofobi’nin üretilmesinde siyonistlerin beslediği psikiyatristlerden faydalanılmadığı iddia edilemez. Bunlar sayesinde üretilmiş bir korku olan İslamofobi’yi gidermeye yönelik terapi seanslarından çok, bu sanal korkunun kalplere daha çok yerleşmesi hedeflenmiştir.
ABD’deki bazı pro-İsrail vakıflar, siyonist lobi grupları, medyada İslam’ı şiddetle özdeşleştiren anlatıları yaygınlaştırdılar. Sosyal medya kampanyaları da Batı’da Müslüman nüfus artışını korku unsuru olarak sundular. Bu konuda siyonistler ve buna bağlı tüm yapılanmalar,siyasi propaganda ve toplumsal algı yönetimiyle üretilmiş İslamofobi’nin etkisini artırmak için büyük bütçeler ayırdılar. Bu finansal kaynaklarla lojistik destek sağlanan cihadi(!) örgütler eli ile körüklenen mezhep savaşlarına ait katliam görüntülerinin aralıksız olarak servis edilmesiyle, öncelikle halkı Müslüman olan devletlerin modern kentlilerinin ürkütülmesini amaçladılar.
Kimi cemaatlerin ve tarikatların siyasi sistem üzerinden daha etkin olma gayretleri de İslamofobi için fırsat sunmuştur. Ötekileştirilen cemaatler veya tarikatlar, iktidara gelir veya küresel güçlerle desteklenirse, bizi ya hapse atar ya da katlederler adlı korku projesi, laikliğin teminatıdır. Böylece rakip görülüp sapma ve saptırma ile suçlanan Müslümanlarca yönetilmek yerine seküler laiklerin yönetiminden taraf olmak siyonistlerce üretilmiş İslamofobi’nin asıl amacının Müslüman halkların ümmete dönüşmesinin engelleme gayreti olduğunu ortaya çıkarır.
Mal, can ve ırz güvenliğini sağlamanın yanında şeytan üretimi iç korkuların şifası için gönderilmiş İslam dininin bir fobiye dönüştürülmesinin önündeki en büyük engel Gazze’de sürdürülen haysiyetli kıyamdır. Bir avuç yetimin kardeşçe sürdürdüğü ve İslam’ın merhamet ve adalet dini olduğunu gösteren mücadelesi sonunda İslamofobi’yle korkutulması amaçlanan batılı halkların elinde salladıkları Filistin bayraklarıyla bu siyonist tezgâh boşa çıkarılmıştır.
Ama halkı Müslüman olan ülkelerde etkisi devam eden bu siyonist proje, kendisi gibi inanmayan ve ötekileştirdiği kişileri mümin kardeşi görmeyen aymazlar sayesinde devam etmektedir. Cemaatler, rakip görüp suçladıkları ekiplerin popülerliği ve etki sahasının genişlememesi için, Gazze protestolarını bile farklı günler ve yerlerde gerçekleştiriyorlar. Bu gafletlerinden siyonist projenin kazançlı çıktığıyla ise hiç ilgilenmiyorlar…
Ey insanlar! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek her türlü (darlık ve hastalık) için bir şifa ve (O'na) inanan herkes için hidayet ve rahmet gelmiş bulunuyor.(Yunus / 57)
Şevket Hüner / 23 Cemaziyülevvel 1447

Henüz yorum yapılmamış.