Sosyal Medya

Ali Bedir / Kelimelerin Masumiyeti

Ali Bedir



       İnsanoğlu sesini, çığlıklarını ve duygularını karşı tarafa daha çok kelimelerle aktarır. Söze güç katan etmenlerin başında hiç kuşkusuz kelimeler gelir. Çünkü kelimeler sözün etkilerinin çoğunu taşıyan sihirli formlardır. Bu şekliyle kelimeler cümlelere dizilen farklı renk ve tonlardaki boncuklar gibidirler. Dahası dillerin rengarenk oluşu kadar kelimelerin de renk çeşitliliği çok geniştir. İnsanlık tarihi konuşabilme yeteneğiyle birlikte kelimeleri de geliştirip çeşitlendirmiştir. Diğer taraftan kelimeler insanların dilinde sesler ve tınılarla etkileyici melodik bir zenginliğe de  ulaşmışlardır. Kelimeler aynı zamanda beynimizde şekillenip yüreklerimizde niyetlerimizle mayalanan anlam bohçalarıdır. Bir başka deyişle kelimelerin kimliklerini ve soy kütüklerini de biz insanlar oluştururuz. Kelime bir ses, bir soluktur. Duygularımızı köpürten veya çökerten sinyallerle doludur kelimeler. Kelimelerden cümleler ve paragraflar, onlardan da kitaplar ve ansiklopediler oluşturularak insanlığın ortak hafızası zenginleştirilir.

          İlk kelime insanın uzun serüveninde nasıl oluştu onu tartışmacılara bırakalım. Ancak eşyaya ad koyma ve anlamlandırmanın Allah'ın yönlendirmesiyle başladığını atlamamak gerekir. Böylece o mucizevi kalıplar, insanların işlerini daha da  kolaylaştırmıştır. Konuşma ve her türlü iletişim kelimelerle gerçekleşir olmuştur. Ancak kelimelere felsefi akımlar, ideolojiler, inançlar kendi kabul ettikleri anlamları yükleyerek yeni kurgular peşinde olmuşlardır. Her çağda ve zeminde kelimelerle oynanmış hatta yeni kelime kalıpları tercih edilerek kabul edilen ideolojik kurgulara kelimelerle can suyu verilmek istenmiştir. Kelimeleri kullanarak kendimize, tanrısı kendimiz olduğumuz bir dünya icat ederek yaşama cesareti ya da deliliği nereye varacak bilinmez. İşte bu yüzden kelimeler renklerini ve tadlarını kendilerine yeni anlamlar yükleyenlerden almışlardır dememiz yadırganmaz sanıyorum. Bunun ötesinde, aslında kelimelerin masumiyetinden pek âlâ söz edebiliriz. Asıl itibariyle kelimeler yeni doğan bir bebeğin masumiyeti ve temizliği kadar saftır,nötürdür.

          Kelimeleri oluşturan da içini dolduran veya boşaltan da biz oduğumuza göre, her şeyi kirleten ve bozan insanoğlu kelimelerin de yakasını bırakmamıştır. İnsan, sözün sihirli gücünden yararlanmak için sözcüklerin içine kendi kabullerini gizlemiştir. Konuştuğumuz dilimizde seçtiğimiz kelimeler bizi hemen ele verir. İdeolojik kurguların renklerine boyanmış kelimeler edebiyat türleriyle bazen kurşun gibi de kullanılmıştır. Bazen de bilgelerin dilinden aksak ve sakat yanlarımızı tamir ve tedavi eden şifa merhemleri olmuşlardır. Bazen de geliştirilen sloganlarla kelimeler, ötekine isyan ya da kendini tanıtıcı reklamlar yapmada çokça kullanılmıştır. Seçtiğimiz bazı kelimelerle protest bir dil oluşturup isyanın doruklarına da çıkabiliriz. Fakat sevindirici olan birbirine tutku derecesinde meftun olanların dilinde kimi kelimeler koyu bir aşka boyanır.
     Kelimelerin içine tıka basa doldurulan anlamlar, dayatılan ideolojilerin bayraktarlığı için istismar edilir olmuştur. Bir de bunlar yazılı kaynaklara girince kutsal bir dokunulmazlık kazanır. Halbuki söz tesirini nereden alır diye bir soru üretilebilir. Söyleyenden mi söylenenden mi? Ya da sözün yüreklerde iz bırakmasını sağlayan başka bir güç var mıdır? Varlığı, evreni ve içindekileri tam anlamadan bu sorunun cevabı nasıl verilir bilmiyorum. Buradan yeni bir epistemi ve ontolojiye ihtiyacımız olduğu çok aşikar gibi geliyor Varlığın her parçasında bizi hayrete düşüren şapka çıkarttıran, şaşırtıcı bir sanat ve kafamızı allak bullak eden bir kolerasyon var. Bunun cevabının peşine düşmeden kaçarak ya da arkamızı dönerek çelik çomak oynayabiliriz. Ama evrenin keşfedemediğimiz ve henüz ulaşamadığımız boyutlarını düşünürsek, konunun daha da ağırlaştığını anlarız. Derinlemesine bir düşünme boynumuzu bükmemize, sus-pus olmamıza diğer bir deyişle haddimizi bilmemize bir imkan sunabilir. Ayrıca önümüze konulan kelimelerle kurulmuş algoritmaları ve çok renkli yeni-öte dünyaları (metaverse) eklersek yolumuzu bulmak güçleşecektir. Daha da ötesi artık postmodern akıl her şeyi birbirine karıştırarak önümüze boca etmiş, bizi de  bocalatmış ve anlamsızlığa daha çok gömülmemize sebep olmuştur.  

          Allah da mesajlarını kelimelerle iletmiş, büyük düşünürler de felsefelerini kelimelerle kurmuşlardır. Bütün övgüler ve sövgüler kelimelerle ifade edilmiştir. Kelimeleri bozup çürütmek yine biz insanların bir sanatı. Böyle olunca da  insan sormadan edemiyor. Kelimelerin bizden çektiği nedir? Kelimelerle bir savaşın kıvılcımının atılmasına da başka bir yürekte sevginin coşmasına da sebep olabiliriz. Dağarcığımıza attığımız kelimelerin bize kazandırdığı  keyfi ve konforu ancak yaşayarak anlayabiliriz. Konuşan kişinin kendi yetkinliği ve kişisel başarısıyla konuşmaya akış ve ahenk kazandırdığı en önemli enstrüman yine tabi ki kelimelerdir. Her derde deva olabilecek kelimeleri kim önümüze koyabilir bilinmez. Fakat canımızı yakan ve acı  veren şey de gittikçe az kelimeyle iletişim becerileri kazanan bir kuşağın ne düşündüğünü bilmiyor oluşumuz. Belki de artık kelimelerin de yalnızlığından söz etmek mümkündür. Yoksa insanoğlu kelimesiz bir yalnızlığa doğru gidecek diye bir öngörüde bulunmak çok ileri bir düşünce mi olur? Kelimelerin tenhalığında nasıl bir dünya bizi bekliyor hep birlikte göreceğiz inşallah.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.