Sosyal Medya

MİT’in PKK operasyonları Türkiye’nin alan hakimiyetini kanıtlıyor

MİT, terör örgütü PKK'nın silahlı eylemlere başlamasının yıl dönümü 15 Ağustos'ta sansasyonel eylem hazırlığı içinde olan örgüt üyelerini etkisiz hale getirdi. PKK'nın sözde Hakurk Eyalet sorumlusu "Agit Garzan" kod adlı Murat Kalko'nun öldürüldüğü operasyon Türkiye'nin alan hakimiyetini gösteriyor.



Edinilen bilgiye göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) sahadan yürüttüğü yerel istihbari çalışmalarda, "15 Ağustos'un yıl dönümünde 3 farklı PKK hücresinin Türkiye'de sansasyonel eylemler planladığı" bilgisini aldı.

Sözde PKK Başkanlık Konseyi üyesi ve örgütün Silahlı Kanat Sorumlusu Murat Karayılan'ın bizzat eylem talimatı verdiği örgütün kritik yapılanmalarına mensup teröristler, sahadaki MİT ajanlarının yakın takibine alındı.

Bu kapsamda, PKK'nın sözde Hakurk Eyalet sorumlusu "Agit Garzan" kod adlı Murat Kalko'nun (45) eylem gerçekleştirmek amacıyla komutası altındaki silahlı grupları hazırlandığı öğrenildi.

Düzenlenen operasyonla Murat Kalko sorumlusu olduğu Hakurk alanında 11 Ağustos'ta etkisiz hale getirildi. Kalko'nun örgüte 1993'te katıldığı ve pek çok silahlı saldırı ile öldürme olayının faili olduğu gerekçesiyle Terörden Arananlar Listesi'nde "kırmızı" kategoride yer aldığı belirtildi.

Kalko'nun ayrıca Karayılan'ın güvendiği üst düzey bir kadro olduğu ve özellikle Hakurk sorumluluğuna getirildiği öğrenildi.

Öte yandan, sansasyonel eylemlerin lojistik ve taktik hazırlığını planladıkları tespit edilen diğer 2 PKK hücresi de yakından izlendi.

PKK'lıların meskun mahal yerlerinden uzaklaşmalarıyla 13 ve 14 Ağustos'ta düzenlenen 2 farklı operasyonda, üst düzey 6 "PKK özel güç ve istihbarat mensubu" daha etkisiz hale getirildi.

"Operasyonlar, örgütten kaçışları artırdı"

Bölgede daha önce teslim olan teröristler, "MİT'in, son dönemde PKK faaliyetlerinin bertaraf edilmesine yönelik Irak'ın kuzeyinde düzenlediği operasyonların örgütü ciddi biçimde sarstığını ve örgütten kaçışları artırdığını" belirtti.

Uzmanlar ise PKK'ya yönelik böylesi nokta operasyonlarının, örgütün tepe yöneticilerini Irak'ın kuzeyinde hareket edemez hale getirdiğini, bu durumun da özellikle sözde PKK Başkanlık Konseyi üyelerinin örgüt kadroları üzerindeki kontrolünün zayıflamasına neden olduğuna dikkati çekti.

"Türkiye'nin alan hakimiyeti başarısını gösterdi"

MİT, terör örgütü PKK'nın silahlı eylemlere başlamasının yıl dönümü 15 Ağustos'ta sansasyonel eylem hazırlığı içinde olan, aralarında kırmızı kategoride aranan Murat Kalko'nun da yer aldığı örgüt üyelerini etkisiz hale getirdi. Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, PKK'ya verilen üst düzey darbeyi CNN TÜRK canlı yayınında yorumladı.

Uğur Önver'in sunduğu A'dan Z'ye programına konuk olan Abdullah Ağar, şunları söyledi:

Türkiye, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ortaya koymuş olduğu kesintisiz baskı ve kesintisiz alan hakimiyeti ile birlikte PKK'nın yurt içindeki sayısını 400'lere kadar indirdi. Bu muazzam bir başarı. Sadece bununla kalmadı. PKK yurt dışından kaybettiği teröristlerin yerine koyamıyor. Bunun sebebi de Pençe 1, Pençe 2, Pençe 3, Kaplan ve Suriye'de yapmış olduğumuz harekatlar. Şimdi bunlarla birlikte çok iyi bir noktaya geldiğini ifade etmemiz mümkün.

"Bulunduğumuz alanlarda hakimiyet kuramayacaklar"

Bugün PKK bizim erişimimizin ötesindeki alanlarda son derece güçlü faaliyet gösteriyor. Sadece Kürt kardeşlerimizi değil, Arapları, Süryanileri, Keldanileri, Ezidileri, Şebekleri, herkesi etkileyebilecek bir etki koymaya başladı. Yani jeopolitik bir denklemin parçası haline dönüştü. Bu anlamda içerideki mücadele son derece güçlü, muazzam kabiliyet, kapasite ve başarı var. Ama bunun öteki alanlarda da etkisini göstermesi jeopolitik mücadelemizin devamlılığı ve başarısı anlamında da büyük bir değer taşıyor. Bizim bulunduğumuz alanlarda bir devlet kuramayacak. Bu çok net olarak kendisini gösterdi. Özellikle bulunduğumuz Barış Pınarı Harekatı'nın güneyinde 40 bin kilometrelik alanda 65 bin tane PKK'lı var. Ve konvansiyonel bir orduya dönüşme eylemi içerindeler ve bu süreçleri yaşıyorlar. Bir diğer tarafıyla da bizim Menbiç, Ayn el Arap yani Kobani ve Kamışlı'ya oralardan Türkiye'ye akrebin iğnesi gibi saplanma eğilimi gösteriyor. Buraları temizlersek, Sincar'ı, Mahmur'u bunların elinden kurtarırsak, tartışmalı bölgelerdeki YPG/PKK varlığını etkisizleştirirsek daha aşağılarda zaten bir şey yapamaz.

"Siyasi anlamda PKK'dan bağların kopması gerekir"

Açıkçası şunu söylemek gerekiyor. PKK'nın Kürt kardeşlerimizle olan bağını kopartmamız lazım. Türkiye'de kopartıyoruz. Siyasi anlamda da önemli faaliyetler yapmamız gerekiyor. Bizim Kürt kardeşlerimiz elbette siyaset yapabilir. Ama bir bölücü siyaset, Türkiye'deki ana siyasi eksenleri manipüle eden bir terör siyasetinin yapılması Türkiye'ye çok zararlı. Milli güvenlik konusuna dönüşüyor. Bunlar da çözümlendiği taktirde aşağıda Rakka'da, Bağoz'da, Arap bölgesinde istediği kadar kıvransın dursun. Ama Kürt kardeşlerimiz üzerindeki etkisini üretmeye devam ettiği sürece jeopolitik bir tehdidin bir parçası olmaya devam edecekler. Açıkçası bu çok önemli.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.