Sosyal Medya

Özel / Analiz Haber

Osmanlı Barzani ailesine neden önce madalya takıp sonra da astı?

Barzani ailesi gerek Osmanlı'nın gerekse Türkiye'nin bazen iyi çoğu kez kötü de olsa politik anlamda hep ilişkide olduğu bir aile. Bu ilişkinin başlangıcı ise Osmanlı dönemine dayanır, özellikle Şeyh Abdusselam Barzani'nin idamı Barzani aşireti üstünde derin bir tesire sahiptir. Düşünce Mektebi olarak bu olaya yakın bir mercek tutup okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.



DÜŞÜNCE MEKTEBİ / HABER MERKEZİ

Şeyh Abdusselam Barzani

Kürt tarihçi Kerem Serhedi, onu şöyle anlatır;  Babası Şeyh Muhammed’in vefatından sonra Barzan Tekiyesi'nde Nakşibendi liderlik görevini Şeyh Abdusselam Barzani’nin devraldığını dile getiren Serhedi, “O hem ulusal, hem dindar ve hem de bilgili biriydi. Kürt aşiretlerin bir çoğunu bir araya getirmeyibaşardı. Bir çok konuda reformlar yaparak yanlışları ortadan kaldırdı” dedi.

Kerem Serhedi, o dönemde gerçekleştirilen reformaları da şöyle sıraladı:
 
“Şeyh Abdusselam Barzani toprağı çiftçilere dağıttı, başlık parası ve zorla evliliği ortadan kaldırdı. Toplumsal ilişkileri adalet ölçülerine göre düzenledi. Tüm köylerde cami inşa edilmesine karar verdi. Camilerin ibdat yeri olmakla beraber toplantı yeri olmasını sağladı. Köylerdeki sorunların çözümü için komisyon kurulmasını, her aşiretin kendi askeri gücünü kurmasını ve bir kişinin bu güçlere komutanlık yapmasını sağladı.”
 
Serhedi, Şeyh Abdusselam Barzani’nin dönemin Kürt hareketleri ile de yakından ilişki kurduğunu ifade ederek, “Kürt Teali Cemiyeti, Hevi Derneği, Şeyh Mahmud Berzenci, Şeyh Abdulkadir Nehri, Simko Şikaki ile ilişki halindeydi. 1907 yılında Şeyh Nur Muhammed Birifkani’nin evinde gerçekleştirilen toplantıda Kürt aşiretlerin bir çoğu ortak bir manifestoyu onaylıyor ve Kürtlerin insani, doğal halklarını talep eden bu manifesto Osmanlı Devleti’ne sunuluyor.”
 
Sehedi sözkonusu manifestonun içeriğine de değinerek, “O manifestoda Kürtçenin Kürd bölgelerinde resmi eğitim dili olması, kaymakam ve bölge yöneticilerinin Kürtçeyi bilmesi, iktidarın şeriate göre davranması, Kürt bölgelerden alınan verginin yine bu bölgelerdeki hizmetler için kullanılması şartları yer alıyordu” dedi.  
 
Şeyh Abdusselam Barzani’nin tutuklanması
 
Osmanlı Devleti’nin Şeyh Abdusselam Barzani’yi tutuklamak için birkaç defa Barzan bölgesine askeri harekat düzenlediğini ancak her defasında başarısız olduğunu vurgulayan Serhedi, “Bu nedenle Osmanlı barış yolunu denemek zorunda kaldı” diye konuştu.
 
Şeyh Abdusselam Barzani ile Osmanlı Devleti arasında bir barış anlaşması imzalandığını dile getiren Kürt tarihçi, anlaşmada yer alan önemli şartları da şöyle anlattı:
 
“Önemli maddelerden biri karşılıklı esirlerin değiş tokuşuydu. Diğer bir madde Osmanlıların yakıp yıktıkları evlere karşı tazminat ödemesiydi. Başka bir madde de Kürdistan’daki Osmanlı askerlerinin sayısını azaltma konusundaydı.”
 
Anlaşmadan sonra dönemin Musul Valisi Easd Paşa ile Kürtlerin 1912’deki Balkan Savaşları’na kadar iyi ilişkiler içinde olduklarını dile getiren Serhedi, “Şeyh Abdusselam Barzani Bab-ı Ali’ye gönderdiği mektupta Balkan Savaşları’nda Osmanlıya destek amacıyla 12 bin Kürt askerin gönderilmesi teklifinde bulunuyor. Bu mehtup Osmanlı arşivinde mevcuttur. Ancak Balkanlarla Kürdistan arasındaki uzak mesafeden dolayı Osmanlı sadece Şeyh’e teşekkür ediyor” dedi.
 
Şimdi Türk tarihçiler Erhan Afyoncu ve Murat Bardakçı'nın konuya bakışını inceleyelim
 
Erhan Afyoncu: Abdüsselam, şeyhlik yerine siyasi lider gibi davranmaya başlayıp, bölgede gasp ve katl hadiselerine girince Osmanlı yönetiminin dikkatlerini üzerine çekti
 

 

Barzani" sıfatı, "Barzan köyünden olan", "Barzanlı" manasına gelir. Barzan aşiretinin merkezi, Musul Sancağı'nın kuzeyinde, Hakkâri'nin ise güneyinde bulunan Zibar Kazası'ndaki Barzan köyü idi.
1878'de bölgedeki diğer aşiretlerle çatışmaya giren Muhammed Barzanî, yakalanarak Musul'da hapsedildi. Aşiret mensupları ve müritleri Musul'a gelerek, şeyhlerinin serbest bırakılmasını, eğer bu olmazsa geri dönmeyeceklerini" söylediler. Barzanî şeyhleri kendilerini mehdi ilan ederek, müritleri nezdinde tesirlerini artırmaya çalışmışlardır. Barzanî bir süre sonra hapisten kaçtı.
 
Barzanîler bölgedeki diğer şeyh aileleriyle mücadeleye giriştikleri için bölgenin asayişini birçok defa bozmuşlardır. 1903'te Muhammed Barzanî'nin 500 kişilik bir mürid grubunu bölgenin eşkiyalarından Fakih Abdurrahman ile Heriki aşireti reisinin emrine vererek civardaki Seyid Taha Tekkesi'ne aid bazı köyleri talan ve yağma ettirmiş, mezalimden kurtulabilenler perişan bir hâlde Midyat taraflarındaki köylere sığınmışlardı.
 
Barzanîler'in reisi Şeyh Muhammed, 1903'te öldüğünde beş oğlu vardı: Abdüsselâm, Şeyh Ahmed, Muhammed Sıddık, Muhammed Babu ve Mustafa Barzan. Abdüsselam babasından sonra ailenin başına geçti. Abdüsselam, şeyhlik yerine siyasi lider gibi davranmaya başlayıp, bölgede gasp ve katl hadiselerine girince Osmanlı yönetiminin dikkatlerini üzerine çekti. 1904'te takibat başlatıldı.
 
1909'da II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra Meşrutiyet fikirleri imparatorluğun birçok bölgesinde bağımsızlık ve özerklik hayalleri öne çıkmıştı. Abdüsselam da bunlardan biriydi. Bölgedeki aşiret ve dini grupların liderlerini yanına çekmeye çalıştı. Ancak çoğunu ikna edemedi. Yanına çektiği aşiretlerle 1909'da isyan etti. İlk isyanı Muhammed Fazıl Paşa tarafından sert bir şekilde bastırıldı. Barzan köyü ele geçirildi. Abdüsselam kılık değiştirip Hakkâri dağlarına kaçarak, kurtuldu..
 
Murat Bardakçı:Kürtçe'nin Resmi dil olmasını talep edince...
 
Abdüsselâm diğer aşiretlerin yanısıra siyasî alanda faaliyet gösteren Kürt cemiyetleri ve partileri ile temasa girişti ve 1907’de Bâbıâlî’den Kürtçe’nin bölgede resmî dil kabul edilmesi, mahallî idarecilerde Kürtçe bilme şartının aranması, mahkeme kararlarının şeriat hükümlerine göre verilmesi ve bölgeden toplanan vergilerin yine bölgeye harcanması taleplerinde bulundu.
 
Bu talepleri silâhlı hareketlerin de takip etmesi üzerine Bâbıâlî bölgeye Dağıstanlı Mehmed Paşa’nın komutasında birlikler sevkedince Abdüsselâm hâkim olduğu toprakları bir seneliğine terketti. Barzan’a giren birlikler Abdüsselâm’ın ailesi ile beraber kardeşi Mustafa’yı da tutuklayarak Musul’a götürdüler.
 
O sırada üç yaşında olan Mustafa, sonraki senelerde “Molla Mustafa Barzani” diye tanınacaktı...
 
‘UNUTTUK, BUNLARI DA ASIN!’
 
Musul’da 16. Kolordu Askerî Mahkemesi’nde yargılanan Şeyh Abdüsselâm ile adamları 15 Kasım 1914’te idama mahkûm edildiler. Sultan Reşad, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın 24 Kasım’da tasdik için kendisine gönderdiği mahkeme kararını iki gün sonra, 26 Kasım 1914’te onayladı ve Şeyh Abdüsselâm ile adamları Musul’da idam edildiler. Bu idamlardan sonra bir de tuhaflık yaşandı: Harbiye Nezareti’nden Musul’a bir başka yazı gönderilerek “Daha önce yollanan idam kararına bazı isimlerin yazılmasının unutulduğunun farkedildiği” söylendi, birkaç kişinin daha darağacına gönderilmesi talimatı verildi ve emir yerine getirildi...
 
SONUÇ
 
Irak siyasetinde önemli bir kırılma noktası teşkil eden Barzani ailesi ile ilişkilerimiz gelecek yüzyılda da değişmeyecek bazen çok yaklaşacağız bazen de nefret düzeyinde bir diplomasi yürüteceğiz birbirimize karşı.  
 
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM