Sosyal Medya

Vahiy

Cevdet Said - Tarih İslami bir referans mıdır?

Ben tarihin bir referans olduğunu söylüyorum, ancak bu sadece beni bağlamaz. Zira Allah Teâlâ, insanlığın yürüyüş yasalarını ve ilkelerini anlayabilmemiz için tarihi hakem kabul eder ve ona atıf yapar. Kur’an-ı Kerim bize şöyle demektedir



Cevdet Said

Bazıları, tarihin yalanlardan ibaret olduÄŸunu söyleyebilir! Ancak, tarih; olayları destekleyen ya da onlara muhalif olan insanların yazdıkları deÄŸildir. Bilakis tarih; bütün iÅŸlerin dönüp dolaşıp geldiÄŸi yerdir. Mesela; komünizmin tarihi onu destekleyenlerin yazdığı deÄŸil, komünizmin nereye vardığıdır. Bu tespit Ä°slam çaÄŸrısı için de geçerlidir. Tarih, Kur’ani davetin yayılmasında yardımı dokunanların yazdıkları deÄŸil, Ä°slam çaÄŸrısı hamlesinin nereye vardığıdır.

OrtadoÄŸu’da, birinin sonucu diÄŸerini doÄŸuran savaÅŸlar dizisi yaÅŸadığımızı asla unutmamalıyız. Esasında bugünkü savaÅŸlar, devraldığımız savaÅŸ kültürü mirasının ve kodlarının bir sonucudur. Tarih ilmi henüz bunun ilkelerini aydınlatabilmiÅŸ deÄŸildir. Ä°nsan problemini çözmek için kimseye acımayan ve kimseye ÅŸirin görünmeyen tarihten yararlanmaya çalışarak aydınlatmaya gayret ettiÄŸimiz ÅŸey iÅŸte bu ilkelerdir.

Ben tarihin bir referans olduÄŸunu söylüyorum, ancak bu sadece beni baÄŸlamaz. Zira Allah Teâlâ, insanlığın yürüyüş yasalarını ve ilkelerini anlayabilmemiz için tarihi hakem kabul eder ve ona atıf yapar. Kur’an-ı Kerim bize şöyle demektedir:

“Sizden önce niceleri gelip geçti. Yeryüzünü gezin dolaşın da yalancıların sonu nasıl olmuÅŸ, bir görün!” (Âl-i Ä°mran 3:137). 

Ä°ÅŸte bu, Kur’an’ın bize öğrettiÄŸi bir yasa ve ilkedir: Bizden önce gelip geçenlere, maziye dönüp bakmak. Zira, mazinin; Kur’an nazil olmadan da nebiler gelmeden de baÅŸlayan ve iÅŸleyen kanunları vardır. Bu husus gayb âleminin deÄŸil, bilakis ÅŸehadet âleminin konusudur. Bu yüzden gözümüzle bakıp öncekilerin bıraktığı tarihî eserleri görebiliyoruz. Tarihî eserler kimsenin reddemeyeceÄŸi bir dil kullanmaktadır. Çünkü, bu husus gerek enfüsi (iç dünya) ve gerekse âfâkî (dış dünya) âyetlerinde açıkça müşahede edilebilmektedir. Ä°nsanlardan adalete karşı yalan söyleyenlerin akıbetleri nasıl olmuÅŸ, bir bakın! Kur’an-ı Kerim şöyle demektedir:

“6. Rabbinin/sahibinin Âd halkına karşı nasıl davrandığını gözünde canlandırmadın mı? (Bak bu daha da önemlidir!) 7. Sütunlu Ä°rem’e (ne yapmıştı?) 8. Orası öyle bir ÅŸehirdi ki, onun gibisi hiçbir yerde kurulmamıştı. 9. Vadideki kayaları oyan Semûd’u. 10. DaÄŸ gibi binaları (piramitleri) olan Firavun’u (hiç düşündün mü)? 11. Bunlar ülkelerinde, hadlerini aÅŸan kimselerdi. 12. Çok sayıda düzen bozucu iÅŸler yapmışlardı. 13. Rabbin de paylarına düşen azabı, tepelerine yaÄŸdırmıştı. 14. Çünkü senin Rabbin sürekli gözetlemededir.” (Fecr :6-14).

Biz bu listeye bazı ilaveler yaparak şöyle diyebiliriz:

Yaşadığımız bu zamanın Müslümanlarına Rabbin neler yaptı, görmedin mi?! Onları birlik zannedersin, ama kalpleri darmadağındır. Birbirlerinin canlarını, topraklarını, mallarını mubah görüyorlar! Böylelerinin sayıları oldukça kabarıktır. Ancak bunlar selin köpüğü gibidirler. Selin getirdiği ve yok olup giden çerçöp gibidir bunlar. Kendilerine ayrıntılı şekilde açıklama yapıldığı hâlde onlar bu ayrıntıları birbirine karıştırırlar. Böylece başkalarının taleplerini gerçekleştirirler.

Maksadım üzüntü verici olayları sıralamak deÄŸildir. Bilakis maksadım, tarihin referans olduÄŸu ilkesini ispat edebilmektir. Belki de doÄŸruyu yanlıştan ayırt edebilmemizde evrensel, nebevi ve Kur’ani bir referans olan bu ilkeyi yeterince açık izah edemiyorum. Ancak, bilinmelidir ki Allah Teâlâ geçmiÅŸ tarihi muhakeme etmemizi emretmekte, aksi takdirde, tarihteki tecrübeden ders almayacak olursak gelecekte aynı akıbetlere duçar olacağımızı haber vermektedir. Zira yasalar ve ilkeler deÄŸiÅŸmediÄŸi gibi iyi ve kötü sonuçlar da deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramaz.[1]

Gözlerinin önünde cereyan eden olaylardan yararlanma kudreti bulunmayanlar Kitap’tan da yararlanamazlar. Nitekim Kitab’ın referansı da olaylar ve tarihtir. Dolayısıyla tarihin yasalarını tasdik etmeyen bir insan Rabbimizin ÅŸu uyarısına muhatap olur:

“96. Rabbinin, aleyhlerine olan sözünü hakedenler, O’na inanıp güvenmeyenlerdir. 97. Bütün âyetler/göstergeler önlerine gelse bile (davranışları deÄŸiÅŸmez.) Acıklı azabı görünceye kadar böylece sürüp gider.” (Yunus 10:96-97).

Çeviri: Fethi Güngör

[1] Cevdet Said bu yasaları ÅŸu âyet-i kerimelerden iktibas etmektedir:

1) “Sunnetallâhilletî kad halet min kablu ve len tecide lisunnetillâhi tebdîlâ: Allah’ın sünneti/yasası geçmiÅŸten bugüne hep böyledir: ve sen Allah’ın sünnetinde bir deÄŸiÅŸme bulamazsın.” (Fetih 48:23).

2) “Sunnetallâhi fîllezîne halev min kablu ve len tecide lisunnetillâhi tebdîlâ: Allah’ın daha öncekiler için geçerli olan uygulaması budur ve sen Allah’ın sünnetinde/yasasında hiçbir deÄŸiÅŸiklik bulamazsın.” (Ahzab 33:62).

3) “… felen tecide lisunnetillâhi tebdîlâ ve len tecide li sunnetillâhi tahvîlâ: Yeryüzünde kibir ve çirkin bir entrika (düzeni kurdular). Oysa ki her çirkin entrika sadece onu çevireni çepeçevre kuÅŸatır: bu durumda onlar, öncekilere uygulanan ilahi uygulama dışında baÅŸka bir ÅŸey mi bekliyorlar? Ve sen Allah’ın yasasında bir baÅŸkalaÅŸma göremezsin; evet sen Allah’ın yasasında bir sapma da göremezsin.” (Fâtır 35:43).

kaynak - Diriliş Postası

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.