Sosyal Medya

Makale

Putin'in Rahibleri vs. Ayetullah'ın Mollaları

Farklı çevrelerde dillendirildiği üzere Rus Ortodoks Kilisesi yerel yardım dernekleri gibi “insani” girişimlerle Suriye’de topluma ulaşmaya çalışıyor.
Rusya’nın Suriye’deki geniş çaplı müdahalesi düşünüldüğünde bu şaşırtıcı bir durum değil. Faaliyetler Rusya’nın çıkarları doğrultusunda işliyor, Beşar Esad yahut çatışmada yeri olan herhangi bir aktör için değil.
Rusya’nın Suriye müdahalesinde ana hedefi uluslararası siyasetteki konumunu süper güç olarak restore etmekti. Amerika’nın Suriye’den kısmen çekilmesi, Rusya için hareket sahasını Ukrayna’ya da taşıyacak bir fırsat tanıdı.
Başlarda Rusya önemli bir miktar kaynağı Suriye yolunda harcamayı göze aldıysa da, günün sonunda müdahaleyi ve neticesinde masrafı minimuma indirdiğini ve bunu yaparken de diğer herhangi vasıta olursa olsun kullanıp ülkedeki etki sahasını genişletmeye devam ettiğini görüyoruz.
Esad rejimi bu vasıtalardan birisi. Çoğu kimse Rusya’nın Suriye’deki müdahalesini rejimin desteklenmesi olarak yorumladı ama daha ziyade bu, Suriye devlet kurumlarının desteklenmesi olarak yorumlanmalıdır. Bilhassa güvenlik ve orduya ilişkin meselelerde, Rusya yeni birimler ve ordu içinde yeni kıtalar oluşturma yoluna gidiyor tıpkı geçenlerde kurulan 5. Kolordu gibi. Ayrıca kilit noktalara Moskova’ya sâdık personelin atanmasına da önem veriliyor.
Suriye devlet kurumlarının yeterince sâdık olduğunun anlaşılmasıyla, Rusya kendi uzun vadeli hegemonyasını Suriye’de temin edebilir. Bu da görünürdeki başkanın önemsiz olması demektir.
İran bu siyasette bir diğer vasıtayı oluşturuyor. Rusya dikkatli bir şekilde İran ve rejim tarafından oluşturulan kaos ortamına karşı kendisini düzeni restore edebilecek bir alternatif olarak tanıtıyor ve İran’dan usanmış Suriyeli kitleyi kazanmayı hedefliyor.
Bu politikanın en büyük karinelerinden biri Suriyeli muhaliflerden alınan araziye Sünni Çeçen askerler yerleştirerek Sünni nüfusa “Sizi Şii militanlarının yağmalarından koruyorum” mesajı vermekti.
Bu politika açıkça İran’ın Suriye’deki varlığıyla çelişiyor.
Bu arada sahada işleyen politikanın siyasi düzlemde de yansımaları kısa süre önce görüldü. Rusya’nın Şark Çalışmaları enstitüsünün 200. kuruluş yılı etkinliklerinde İran’ın Rusya elçisi iki ülkenin partnerliklerini simgeleyen hususi bir madalya ile taltif edildi. Rusya bahşettiği bu “ödül”le kimin “abi” olduğunu İran’a hatırlatıyor. Bu mesaj İran’ın aksi yönde bir temayüle kalkışmaması için bir uyarı mahiyetinde.
Şark Çalışmaları Enstitüsü’nün etkinliğinden haftalar sonra israil Başbakanı Benjamin Netanyahu Rusya Devlet Başkanı Putin’le buluştu ve Rusya’nın tek başına İran’ın Suriye’den çıkmasını temin edemeyeceğini iddia ederek, İsrail’in cömertçe yardım sunma konusunda hazır olduğunu ima etti.
İsrail’in sürekli bir şekilde Suriye içindeki İran üslerini hedef alması, Rusya’nın İran üzerindeki üstünlüğünün devam etmesine yarıyor.
Bu bağlamda Rusya’nın kiliseyi kullanarak “kalpleri kazanma”ya yönelik yürüttüğü faaliyet İran’ın rejim yanlıları nezdinde etkisini arttırdığı bir vasatta, Hristiyan azınlığın desteklenmesine de matuf bir hareket.
Bugün bazı muhalifler arasında dahi, Rusya İran’a kıyasen küçük Şeytan olarak görülüyor. Suriye İhvan-ı Müslimin’i Rusya bir ortam sağlarsa güç paylaşımına dayalı bir anlaşmaya hazır olduklarını ifade etmekten çekinmedi.
İran-Rusya yarışında, Moskova Alevi ve Hristiyan toplumlarını kendi tarafına çekebileceği gibi, Sünniler için de İran’a nazaran câzip gelebilir.
Uzun vadede Rusya çatışmayı durdurarak kendi dominasyonunun daha sağlıklı işlemesi için Esad rejimini feda etmekten çekinmeyecektir, fakat bu yakın gelecekte de olmayacak gibi görünüyor.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.