Sosyal Medya

Makale

FET֒ye Bakarken Asıl Paralel Yapıyı Gözden Kaçırmak

Fetullah Gülen Camiasının, kendine biat etmiş kişileri kamuda farklı yerlere yerleştirerek devleti ele geçirmeyi amaçladığı, camiaya yabancı olmayan herkesin malumuydu zaten.

Aslına bakarsanız; liyakat sahibi, Allah’tan korkan, sorumluluk bilincinde insanların yetiştirilip bunların devletin kurumlarına yerleştirilmesini şahsen doğru bulanlardanım.

Fakat Gülen Camiasının, iyi niyetten uzak ve liyakata bakmaksızın başkalarının hakkını gasp ederek sadece kendi camiasından insanlarla kadrolaşması tabii ki kabul edilebilir bir durum değil.

Yaklaşık 3 yıldır FETÖ’nün devlet içindeki paralel yapılanmasını konuşuyoruz. Sinsi ve art niyetli bu yapılaşma konuşulmalı elbet.

Lakin FETÖ’yü bu kadar konuşurken asıl paralel yapıyı hiç konuşmamak en hafif tabirle gaflet olur.

Kim bunlar?

Siyonist, Yahudi, Dönme/Sabatayist ve devşirmelerden oluşan karma yapıdan bahsediyorum.

Osmanlı’nın en az son 50 yılından beri varlar.

Sadece ülkemizde değil dünyanın birçok farklı ülkesinde devlet içine sızmışlar.

Bunlara paralel devlet yapılanması demek hafif kalır; devlet içinde devletler. Çoğu ülkede vitrinde seçilmişler gözükse de devletin asıl direksiyonu bunların elinde.

Ülkemizde bundan 10-15 yıl öncesine kadar bunlardan olmayan biri üniversitede doçentlikten, orduda albaylıktan öteye geçmesi neredeyse hayaldi.

Profesörlerden, generallerden, müsteşar ve üst düzey bürokratlardan Mason ya da Lions/Rotaryen olmayan çok azdı.

Medyadan sanat dünyasına, akademik alandan üst bürokrasiye, askeriyeden büyük iş adamlarına kadar birçok yerde Yahudi dönmelerini ve Siyonist yapıların üyelerini çok rahat görebilirsiniz.

İnternette “Sabetaistler” diye bir arama yapın (gariptir ki birçok kaliteli sayfa yok olmuş) ortaya çıkan isimlere bakarak nasıl kuşatıldığımızı görürsünüz.

Buradaki yapı derin dünya devletinin ülkemizdeki uzantısıdır. Farklı ülkelerde dahi olsalar aralarında organik bir bağ var ve belli bir plan dâhilinde hareket ederler.

Bir BM oturumunda farklı ülkelerden birbirinden alakasız yüzlerce insanın oturduğunu sanırsınız ama emin olun ki o oturumdakilerin en az yarısı aynı yapının insanıdırlar.

150 yıldır bu topraklarda etkin ve yetkin olan bu güruh, 2002’den sonra Ak Parti iktidarı ile birlikte bir güç kaybı yaşadı. Ergenekon ve Balyoz davaları ile ciddi kan kaybı yaşadı. Batı’nın Erdoğan’dan vazgeçmesi, Gezi olayları, 17-25 Aralık Operasyonu ve 5 Temmuz Darbe girişimi sonrası Erdoğan ve Hükümet’in bu yapıya mahkûm kalması onlar için yeniden bir toparlanma fırsatı oldu. Sonuçta her geçen gün ipleri daha fazla ellerine geçirmeye başladılar.

Farkında değiliz ama 15 Temmuz sonrasında bu kesimin yaptığı 2. Bir darbe süreci daha yaşıyoruz. FETÖ bahane edilerek ve bilgi kirliliği oluşturularak devlette bir İslamcı tasfiyesi sürüyor.

Hükümet de bunun farkında ama gariptir fazla bir itirazı ve dahli yok.

FETÖ midemizi bulandırıyor buna rağmen FETÖ bu kesimin yanında çömez kalır. Hatta eldeki bulgulara baktığımda FETÖ’nün (Antiamerikancılar hariç) bu yapıya hizmet ettiği kanaatindeyim.

Siyonist-Dönme ve Devşirme karışımı bu yapının yaptıklarını anlatmaya sayfalar yetmez ama kısaca özetleyecek olursak bugüne kadar Türkiye’ye zaman kaybettiren ve durduğu yerde patinajına sebep tüm politikalar bu yapıya aittir.

Sürekli karşımıza (kimi gerçek kimisi suni) düşmanlar çıkartarak hem kendini unutturdu hem de kendine tehdit olabilecekleri bu yolla ortadan kaldırdı.

Bu yapıyı FETÖ gibi kesip atmak mümkün değil. Çünkü kökü dışarıda.

150 yıldır organize olmuş bir yapıyla mücadele kolay değil ama imkânsız da değil.

Mücadelenin ilk ayağı, yapıyı tanımak ve oyunlarını deşifre etmekten geçiyor.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');