Sosyal Medya

Makale

İdealin Realize Edilmesi: Gençlik… (5)

Sevgi eksenli bir yaşam tarzını içselleştirme…

Sevgi, anlam arayışı çabalarında yeni anlama biçiminin geliştirilmesi noktasındaki ağırlığı yeni tartışılmaya başlandı. Sevgi hayatın nirengi noktasıdır. Mihenk taşı olarak betimlememiz gereken sevgi aynı zamanda varlık ve varlığın içinde bulunduğu durumun ayrımlarını ortaya koymamızda en önemli etkendir. Sevgiyle hayata bakmak demek sadece şarkı sözlerinde kalması gereken bir nostaljiyi ifade etmeli tam tersi hayatın daha insanca yaşanılır kılınabilecek yüzüne dair bir beklenti ve bu beklentiyi hayata geçirecek bir irade ile eylemliliği de kapsar. İşte bu eylemliliktir ki bizi diğeri ile ilişkide normal şartlara taşır. Olay ile olgu arasındaki farka işaret eder. İnsan ve günah ayrımını günah yapan insana yönelik tepkinin insana değil yaptığı ve içinde debelendiği günaha olduğunu ancak sevgi üzerinden kavrayabiliriz.

Sevgi bir tarafı ile de yakınlaştırır. Kişi sevdiğine yakın düşer. Bu yakınlık bizi ona yöneltir ve onu doğru anlama konusunda bir çaba ve gayret içinde sürükler. Anne sevgisinin çocuk ilişkisindeki önemini vurgulamama gerek yok sanırım… bir insan neyi severse ona ilgi duyar, neye ilgi duyarsa ona yönelik tanıma isteğini oluşturur ve bu istekte iradeye dönüşerek onu yakından tanımayı barındırır. Yakından tanıdığınız birine düşmanlık etmezsiniz. Ve bu duyguyu ona geçirdiğinizde artık ona yönelik sertliğiniz bile tepki oluşturmaz. Buna verilebilecek bir sürü örneğimiz var: mesela çocuk anne sevgisini tam tattığında ona attığı tokadı kin ve nefrete dönüştürmez. Yani bunu toplumsal bütün katmanlarda gözlemleyebilirsiniz. Sevgisinden emin olduğunuz kişi, kurum veya topluluktan size yöneltilecek bir tehdite hemen tehdit ile cevap vermezsiniz ve sizin bu olaydaki hata payınızı dikkate alarak kendinizi düzeltirsiniz yada tersi bir yanlış anlamadan dolayı zarara uğradığınızda da sadece onun tazminini ister, kin ve nefrete kapı aralamazsınız. Bu sağduyu tarafından da doğru kabul edilir ve buna yönelik her kesimden yorumu gözlemleyebilirsiniz.

Genç ile sevgi üzerinden kuracağınız bağ sizi ona yakınlaştıracak ve böylece birlik içinde bir yol yürümeyi normalleştirmeye yarayacaktır. Normallik her zaman en doğru ilişki biçimi sayılmalıdır. Zaten hayatı normalleştirdiğimizde sahici ve samimi bir zemini de inşa etmiş oluruz. Hayat denge üzerine kuruludur. Bu dengenin de dengesi sevgidir. Sevgi ayrıştırmayı, yarıştırmayı, yok etmeyi, yok saymayı bırakmayı ve değer verebilmenin imkânlarını sunar.

Muhabbet dolu sohbet (dostluk, kardeşlik ve arkadaşlık)

Sevgi bizi muhabbete taşır. Muhabbet ise beraberliğin teminatı olur. Muhabbet bir sıcaklık oluşturur ve varlığın varlık sahasına çıkışına yaradığı gibi bir ilişkinin de varlık sahasına çıkışına rahim olur. Bu rahim hem rahmeti içinde taşır hem de sevgiyi varlığın özüne dönüştürür. O yüzden dostluk, kardeşlik ve arkadaşlığın önemi bu kadar vurgulu yapılır. Çünkü sohbet bir dostluğu yeşertir. Her dostluk kendi içinde bir kardeşlik taşır. Ama bu kardeşlik tıpkı Hazreti Peygamberin müminleri kardeş kıldığı gibidir. Hani lise arkadaşlığının asker arkadaşlığının ölüme kadar sürmesi ve bunun hayata kattığı tat ve lezzet gibi…

Gence yönelik ilginizi sevgi ile taçlandırdığınızda siz artık onun dostu olursunuz. Dost olduğunuzda o size benzemeye başlayacak tıpkı sizin ona benzemeye başladığınız gibi. Birbirini besleyen bir ikili sarkaç işlevi görecektir. Ahlaki boyutunu sevgi ve dostlukla perçinlediğinizde ideal olanın reel olmaya ne kadar yakın olduğunu hemen sezersiniz.

Süreci şöyle betimleyebiliriz. Bir insanla veya genç ile önce asgari düzeyde arkadaş olunmalı, bu arkadaşlığın gereği olan yakınlığı gösterirsiniz, sonra onunla kardeşlik hukukunu kurarsınız. Bu hukuk üzerinden yakınlığınız perçinler ve kendinizden çok onu düşündüğünüzü gösterirsiniz. İşte bu yaklaşım sizi ona dost kılacaktır. İşte bu dostluk bir muhabbete dönüşecektir. Ve bu Muhammed o kişiyi ya da genci pişirecektir, olgunlaştıracaktır ve kemal doğru yürüyüşte sana eşlik etmesine neden olacaktır. Bir insanı kurtaran bütün insanları kurtarmış gibidir. Bunu unutmadan ilişkilerimize bakmamız ve özellikle gençlerimize yaklaşımımızı bir kez daha gözden geçirmeliyiz.

Feragat ve fedakârlık (diğerkâmlık)

Feragat edebilmek dünyanın en zor işidir. Fedakârlık genelde bir beklenti üzerinden gerçekleşir. Din fedakârlığın ücretini ilahi hesaba gönderme yaparak ödeyeceğini belirtir. Cennet bu fedakârlığın karşılığı olarak tanımlanır. Ne demek ki fedakârlık yapılacağı zaman insan doğası gereği bir karşılık bulma arayışını da içinde taşıyor. Ama eğer fedakârlık bir karşılık beklemeden gerçekleşmezse bu fedakârlık olarak kabul görmüyor. Bu yüzden irfan ehli yaptığı kulluğun gereği olarak cenneti bile şart olarak görmek istemiyor. O salt Allah’ı arzuladığını belirtiyor ve aslında en büyük ücrete talip olduğunu belirtiyor. Burada beklentinin kaynağı önem kazanıyor. Beklentimiz fedakârlık yaptığımız şahıs, toplum, ya da kurum olacaksa bu sıkıntı oluşturuyor. Ama beklentimiz bizim yaratıcımız olan Allah olursa iş değişiyor. 

Feragat etmek ise herhangi bir hak talebinde bulunmadan salt bir iyi olma halini taşıma adına bu işi yapmaktır. Yani bir beklentisizlik halini içerir. Sevgi zaten aşk ile bütünleştiğinde beklentisizliği bir yaşam tarzına dönüştürür. Ve ilişkinizin mahiyeti bu çerçevede bir diğerkâmlık üzerine kurulu olur. Bu da çok fıtri olarak insan ilişkisinde sana karşı büyük ihtiramı hayata geçirir. Yani ilişkini feragat üzerine kurduğunda bir kötü niyeti taşımadığını da deklare etmiş sayılıyorsun.

İşte bu yaklaşım her zaman ilişkiye geçeceğin kişide olumlu bir intiba ve size olan güveni artıran bir unsura dönüşür. Ve artık siz ona çok yakınsınız ve kişi yakını olan kişiye benzemeye başlar. İş böyle başlar ve böyle biter…

Sonuç:

Yukarıda dile getirdiğim ilkeler lineer değil döngüsel bir özelliğe sahiptir. Yani bir ilkenden bir diğerine geçerken geçilen geride kalmaz daha büyük bir boyutu ile yeniden önünüze çıkacaktır. Çünkü her bir ilke bir diğer ilkede mündemiç olacak ve sürekli birbirini besleyecek kendinden önceki ve sonrakini de güçlendirecektir. Tıpkı İslam, iman ve ihsan meselesinde olduğu gibi… Teslim oldukça imanınız artar imanınız artıkça ise ihsanınız artar, ihsanınız arttığında ise teslimiyetiniz çoğalır. Ve bu böyle sürgit devam eder. İstikamet, safiyet ve samimiyet ile sevgi, muhabbet ve feragat etmekte öyle… Hep birbirlerini derinleştirerek ve güçlendirerek yola devam ederler…

Yani meselenin özü şu: insan ile ilişki kurmak her zaman zordur. İnsan her farklı çağında bu zorluğu taşır. Ama genç ile ilişki kurmak biraz daha zordur. Çünkü sadece genç insan ahlaki olana bağlılığı ve vurgusu bu kadar güçlüdür. O yüzden bu ahlaki vasatı güçlendirecek temel ilkeler üzerine kurulu bir yapı ancak ilişkiyi kolaylaştıracaktır.

Çaba ve gayret bizden başarı ise Allah’tandır…

(Allah muradını en iyi bilendir. Ve bizi muradına muvafık kılsın.)

(Bilge Adam Dergisinde Yayınlanmıştır. )

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');