Sosyal Medya

Makale

Muhafazakâr Gettoda Kâria Suresini dinlemek

Seksenli yıllarda şuurlu(!) Müslümanlar, kurdukları İslami çekirdek aileleriyle hep beraber yaşayacakları İslami sitelerin hayalini kurarlardı. Devredebilen her hayal bir gün hayatlaşabileceği ilkesiyle milenyum sonrası moderniteye uyum sağlamayı şehirlilik sayan imanlı kadrolar da beraberce oturacağı sitelere kavuştular. Bunun gerçekleşmesinde mütahitleşen mücahitlerin yanında faizi anamızın ak sütü mesabesine indiren allamelerimizin de katkısını unutmamak gerekir.

Kiptaş’ın Başakşehir projesi yapılırken aynı apartmanda oturmayı önceden ayarlayan şuurlu kadrolar şu sıralar anca asansörlerde selamlaşmaktalar. Hatta asansörün bozulduğu bir sabah, eski günleri yâd edip bunu sanal âlemde devam ettirenlere dahi şahit oldum.

19 Mayıs 2015 akşamı bu sitelerden birinde, üstadının canibinde oturmayı önemseyen bir kardeşimizin yeni doğan oğlunu tebrik etmek gayesiyle yola çıktık. Bindiğimiz siyah minibüs dışarıdan dizilerdeki timleri taşıyan operasyon aracına benzeri iken içerisine 15 kişi binilince sınırı geçmek için dualar eden bir muhacir arabasına andırır oldu.

Bir çiçek ismiyle müsemma, girişindeki üniformalılardan vize alınarak girilen bu sitenin tıkıştığımız asansöründe “19 Mayıs kutlaması için havai fişek gösterisinin 20.30’da” yapılacağını gösteren site yönetim bildirisiyle burun buruna gelmem bu akşam yaşayacağım şokların ilki olduğunu nereden bilebilirdim. Zira bu siteyi inşa eden kişiler dini bütün mütahitlerdi. Üstelik bu sitede, üstadlar, aday adayları, yazarlar, iş adamları, tekstilciler, mimarlar yani İslami kesimin kaymak tabakası oturmaktaydı. Yine bu bir temayül mü, yoksa tekâmül mü, ikilemiyle kafam karışmış halde, Tv‘si olmayan, geniş ve lüks döşenmiş dairenin kapısında tebessüm eden bir aile tarafından karşılanmak içime su serpmişti.

Akşam namazı sonrası kurulan sofralardaki yemeklerin bolluğu birazdan yapılacak tefsir dersine adapte olmayı zorlaştıracak cinstendi. Ama yine de bu ekmeğini taştan çıkarmaktan bitkin düşmüş güzide topluluk dersi yapmaya kararlıydı…

Gayretine imrendiğim genç kardeşim, Karia’nın büyük bir gürültü olduğunu anlattığı sırada, kulakları sağır edercesine 19 Mayıs’ı kutlayan havai fişek gösterisi başladı. Yoksa idrak etmemiz istenen büyük gürültü “Kâria”, havai fişek gürültüsü müydü? Bunu sormak için aradığım buranın inşasının müsebbibi kardeşim ise bunun, sitenin seçilen yeni Kemalist yönetimince gerçekleştirildiğini söylemesi ise kaçak dövüş tekniklerine yeni bir ilaveydi. Yani siteyi inançlı kadrolar inşa etmiş, sahibi inançlı(!) finans kuruluşları sayesinde inançlı çekirdek ailelere satmışlardı ama kemiyet değil keyfiyet sahiplerinin çokluğu, demokrasi gereği burayı Kemalistlerin kalesine dönüştürmüştü.

Üstelik Kemalizm, her yerden dışlanırken bu sitede hayatiyet bulmuş ve havai fişek gürültüsüyle Karia suresinin anlaşılmasını engellemişti. Atılan havai fişeklerin finansmanın büyük kısmı ise sitedeki inançlı kadroların ödediği aidatlarca karşılanmıştı. Zira herkes oturduğu dairenin metrekaresine göre aidat ödediği bu sitede, en büyük dairelerde inançlı kadrolar oturmaktaydı. “Kemalistler tekrar başa gelirse ne yaparız?” korkusuyla iktidarı destekleyen bu inançlı kadro, kapalı havuzlu, kalıcı(!) konutlarında, bu havai fişek gösterisini normal karşılamanın yeni yetişen nesillerine tahribatının anlaşılması ise enaz 15 yıl alacaktı…

İnsanları kelebekler gibi savuracak, dağları hallaç pamuğu gibi atacak bu şiddetli Kâriye’nin ardından hesaba çekilmenin dehşeti… Haviye adlı ateşten sakındıran iyi eylemlerin şahitliğinden yoksunluk… Ne yazık ki bu havai fişek gürültüsü bize hesap gününü hatırlatmamıştı. Ama komşu coğrafyalardaki düşman uçaklarından atılan bombalar birçok kişinin sonunu hazırlandığından, onların Kâriye’yi ve sonrası hesaba çekilmeyi bizden iyi anladıkları muhakkaktır.

Velhasıl bu örnekten beraberce Kuran okuyan insanların ve ortamların önemi ortaya çıkmaktadır. Hâl-Mahâl ilişkisi günümüzde ne yazık ki hiçbir fedakârlıktan kaçınılmadan yapılan mahallerle sınırlı kalmaktadır. Hâli ihmal eden beraberliklerin ise Kuran ile hayatı okuyamadığı aşikârdır. Bunu için bir deneme yapıp aşağıdaki sureyi birlikte okuyalım…

O Kariâ

Nedir o Karia?

Bilir misin nedir, nasıl olacaktır o Karia?

İnsanların şaşkın vaziyette uçuşan pervanelere benzeyeceği, O Gün!

Dağlar ise hallaç pamuğu gibi atılacak

İşte o gün amel terazisinde sevapları ağır basan kimse

Mutlu ve huzurlu bir hayata kavuşacak

Sevabı hafif gelen kimse ise

Kendini Hâviye’nin kucağında bulacak

Bilir misin nedir o Hâviye?

Haviye, yakıp kavuran bir ateştir.

İçinizde bir ürperti oluştu mu?

Surenin anlatımı sizde bir iz bıraktı mı?

Geleceğinizle ilgili planlarınızı anlamsızlaştırdı mı?

Eğer bu soruların cevabı hayırsa, ya haliniz ya da bulunduğunuz mahaliniz buna uygun değil.

O zaman Ramazan’da beraberce Kuran’ı okuyacağınız mukabelelerde bu dengeyi gözetin.

03.06.2015

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.