Sosyal Medya

Makale

Haricilerden IŞİD’e eski ve yeni sorularımız

IŞİD tüyler ürperten vahşetlerini bir silindir gibi sürdürürken, akıl almaz cinayetlere her saat bir yenisi ekleniyor. Dış politika veya güvenlik uzmanları, toplumsal analizciler, sosyologlar, psikiyatristler en önemlisi de din adamları, kanaat liderleri ve siyasiler... Bu konuda acil olarak tavır belirlemek zorundalar. Sivil toplum örgütleri, yardım kuruluşlarının ise bu kadar da vakti yok, yerlerinden yurtlarından çıkarılmış halklar, sürülmüş kalabalıklar, kaçırılmış kadınlar, tutulan rehineler ve mülteciler için  stareteji kuracak diplomasiyi bekleyecek zaman değil... Bununla birlikte işlenen vahim cinayetler tablosu, güya İslami gayeler bağlamında hareket ettiklerini iddia eden bir topluluk tarafından irtikap edildiği için nihai manada bundan din olarak İslam algısı da önemli ölçüde yara alıyor. İslam bu mu diye haykırıyor kafa kelle kesilişlerini naklen yayın olarak izleyen insanlık..

Lakin bizim gibi bu cinayetlerle henüz yüzgöz olmamış coğrafyaların düşünen insanları, akil kişileri, yazarları için bir başka sorumluluk daha var. Zira bu tekfirci cinayetler zinciri önümüze yeni çıkmış bir hadise değildir. 3. Halife Hz. Osman’ın katledilmesini takip eden huzursuzlukların 4.Halife Hz. Ali döneminde toplumsal kamplaşma yoluna evrilerek Sıffin Savaşından itibarense ölüm/kalım, varlık/yokluk, iman/küfür raddesine gelmesi meselesiyle düşünüldüğünde... Aslında IŞID yeniyetme bir hadise değildir...

İslam düşüncesinde geleneksel ekolün temsilcilerinden Dr. Toshihiko Izutsu’nun 1964 yılında Montreal Mc Gill Üniversitesi bünyesinde başlayıp, 1965 Tokyo’da tamamladığı ‘’İslam Düşüncesinde İman Kavramı’’ adlı kuramsal çalışması bu konuda önemli girişimlerden birisi. Izutsu, İman kavramı hakkındaki metodolojik çalışmasını Haricilerin ortaya çıkışıyla başlatıyor. Gerçi Hariciler, kuram veya kelam gibi entelektüel düzeyde değil, tekfir gibi suçlayıcı, infaz edici ve bugünden bakıldığında daha çok siyasi bir tartışmayla zuhur etmişlerdi. Onlara göre ‘’iman nedir küfür nedir’’ değildi soru... Onların sorusu; ‘’kim mümin kim kafir’’di... Tarihçi Malati’nin ifadesiyle ellerinde kılıç çarşıya pazara dalıp kimsenin gözünün yaşına bakmadan öldürüyor öldürüyorlardı. Hatta Sıffın Savaşında iş Hakemlere gelinceye kadar yanında savaştıkları Hz.Ali’yi bile muhakemeyi Hakemlere tevdi ettiği gerekçesiyle kafir ilan edip kılıçlarını ona karşı bile çekmişlerdi. Hariciler için artık İslam halkasının dışındaki Kafirler değil, İslam topluluğunun içindeki Kafir mizacı kazanmış Müslümanlardı hedef. Izutsu, Haricilerin icat ettiği ‘’müslüman kafir’’ tanımı üzerinde dururken, bu tanımın fıkıh veya kelamdan zuhur etmediğini, o anki siyasal hizipleşmeden neşet ettiğini ifade eder...

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.