Sosyal Medya

Türkiye, İslâm coğrafyasına önderlik yapmalıdır

Umran Hareketi Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Can, Akit’e konuştu. Terör devleti İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik çirkin saldırısını değerlendiren Can; “Türkiye, İsrail ile bütün ilişkileri kesmelidir. Bütün ikili anlaşmaları askıya almalıdır. Ekonomik olarak İsrail ürünlerine boykot uygulamalıdır. Hatta bütün İslam coğrafyasına önderlik yapması gerekiyor, çağrıda bulunması gerekiyor. Bütün İslam coğrafyasını harekete geçirebilecek bir diplomasiyi başlatması gerekiyor” dedi.



UmranHareketi Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Can, Akit’e konuştu. Prof. Dr. Can ile İsrail’in Mescid-i Aksa’ya saldırısını, Filistin toprakları üzerindeki planını ve İslam coğrafyasının bu duruma karşı neler yapabileceğini konuştuk…

Filistin’in, Kudüs’ün Müslümanlar açısından önemi nedir?

- Filistin ve Kudüs, Müslüman ülkelerin merkezi olan bir yerdir. Mescid-i Aksa; Müslümanların ilk kıblesidir ve üç önemli mescidden birisidir. Miraç olayı da orada yaşanmıştır. Filistin’i, Kudüs’ü asıl önemli hale getiren bir bakıma üç dinin ağırlık merkezinin, doğuş merkezinin, etki alanının orda olmasıdır. Hıristiyanlığın, Museviliğin bir başka boyutuyla o topraklarda olmasıdır ama bizim açımızdan bir başka önemi de 1947 yılında Batı’nın özel operasyonuyla İsrail’in kurulmasıdır. 

İsrail’in kurulması sırasında Filistinlilerin topraklarını sattığı iddiası doğru mu?

İsrail’in, Filistin’e gidip parayla arazi aldıkları doğru ama bir kısım insanlar ise terörle korkutularak orayı terk etti. Terörle korkutularak terk edilme olayı tarih boyunca işlene işlene gelmiştir. Toprak satma olayı ise özellikle başlangıçta, henüz şehir olmadığı, çatışmanın olmadığı, şiddete başvurulmayan bir dönemde oluyor. 

Toprak satma olayında 2. Abdülhamid’in tutumu nasıl oluyor?

Burada Emanuel Karasu’nun başkanlığında, İttihat Terakki de kullanılarak çekilen bir operasyon var. 2. Abdülhamid’den Osmanlı’nın dış borçlarını ödemek şartıyla toprak verilmesi ya da orayı kendilerine vatan vermelerini istiyorlar. 2. Abdülhamid ise, “Vatan topraklarının, şehit kanıyla sulanmış toprakların asla parayla satılamayacağını ancak alınan bedelle verileceğini” söylüyor. Filistin topraklarını alamayacaklarını anlayınca bu sefer 2. Abdülhamid’i düşürdüler. 

İsrail’in Filistin topraklarında katliamlar yapmasını nasıl görüyorsunuz?

Siyonizm’in amentüsü, “Vaad edilmiş topraklar”dır. Nil’den Fırat’a kadar olan topraklar onların tabiriyle Tanrı tarafından İsrail’e vaad edilmiş olan topraklarmış. İsrailliler kendilerini Tanrı’nın seçilmiş bir halkı olarak görüyorlar ve diğer insanları ise kendilerine hizmetçi ya da köle olarak görüyorlar. Bundan dolayı da soykırım yapma hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. Dolayısıyla İsrail’in bugün yaptığı bu katliamların, insanlık dışı bütün davranışların altyapısını bu psikolojik zeminde aramamız gerekiyor. 

Günümüze gelirsek, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı basmasının amacı nedir?

- 1947’den bugüne kadar İsrail, Filistin topraklarındaki etkinliğini kademe kademe artırdı. Dolayısıyla bugün Mescid-i Aksa’ya saldırması aslen genel stratejinin, ilk plandaki büyük İsrail projesinin gerçekleşmesidir. Burada Mescid-i Aksa’yı zaman ve mekânsal olarak ikiye bölmeye çalışıyorlar. Mescid-i Aksa’nın bir kısmını Yahudilerin, diğer kısmını da Müslümanların kullanmasını istiyorlar.

Bu amaçla Mescid-i Aksa’ya askeri elbise ile girilmesi psikolojik bir savaştır. İsrail’in bunu mabetlere yöneltmiş olması aslen Siyonistlerin zihin dünyasının insanlık için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu gözler önüne seriyor. Hâkimi oldukları yerde asla bir ağaç yeşertmeyeceklerinin, kendilerinden başka kimseyi insan yerine koymadıklarının bir ölçüsüdür. 

Şu anda Suriye’yi konuşurken bir anda gözlerin Kudüs’e çevrilmesini nasıl okumak gerekiyor?

- Öncelikle Kobani olayları üzerinden Türkiye, Suriye’ye çekilmek istendi. Türkiye’de Gezi Parkı olayları, 17 Aralık, MİT tır’ları, Dışişleri Bakanlığı’nın dinlenmesi ile kadife darbesinin 8. aşamasını yaşıyoruz. IŞİD’in Kobani’ye doğru yönelmesi, Türkiye’de çözüm süreciyle ilgili verilen beyanatlar, kamuoyu oluşturulması, Türkiye’de başlatılan operasyonlara baktığımız zaman meselenin sadece bir Mescid-i Aksa olmadığı anlaşılıyor. Bir de Türkiye, İran, Irak, Suriye, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye’de karşı karşıya geldi. Bu yüzden birlikte hareket edemiyorlar. İslam coğrafyasının içerisinde, şu an kaos söz konusudur. 

TÜRKİYE, İRAN VE MISIR KAVGALI

İsrail’in Mescid-i Aksa’ya saldırması üzerine Türkiye hariç İslam dünyasının tepkisiz kalmasını neye bağlıyorsunuz?

- Birincisi; şu an İslam coğrafyasındaki birçok ülkenin başındaki yöneticilerle halk arasında bir uçurum var. İkincisi; Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelerde yöneticiler zaten İsrail ile iş tutan yöneticilerdir. Bu coğrafyada söz söyleyecek üç tane ülke var: Türkiye, İran ve Mısır. Mısır’ı zaten darbeyle bloke ettiler. Ayrıca bütün bu ülkeler şu an birbirleriyle kavgalı. Türkiye-İran kavgalı, Türkiye-Mısır kavgalı, İran-Mısır kavgalı...

İSRAİL İLE BÜTÜN SİYASİ İLİŞKİLER KESİLMELİDİR

Suriye’deki olaylardan dolayı bu ülkeler birbirlerine düştükleri için mi Kudüs’e sessizler?

- Ses çıkarsalar bile yapabilecekleri bir şey yok. Yapılması gereken şey, İsrail ile bütün siyasi ilişkilerin kesilmesidir. 

Türkiye, Mescid-i Aksa’ya saldırılar karşısında ne yapmalıdır?

Türkiye, İsrail ile bütün ilişkileri kesmelidir. Bütün ikili anlaşmaları askıya almalıdır. Ekonomik olarak İsrail ürünlerine boykot uygulamalıdır. Hatta bütün İslam coğrafyasına önderlik yapması gerekiyor, çağrıda bulunması gerekiyor. Bütün İslam coğrafyasını harekete geçirebilecek bir diplomasiyi başlatması gerekiyor. 

Mescid-i Aksa’ya yapılan baskından sonra Türkiye’de yapılan eylemleri nasıl görüyorsunuz?

İsrail’e protesto yapılsın ama eğer protesto edilmesi gerekiyorsa Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve İran konsolosluklarının önünde de eylem yapılması gerekiyor. Asıl protestonun Mısır Konsolosluğunda olması lazım. Rafah Sınır Kapısı kapalı kaldıkça Mısır bu katliamın iştirakçisidir.

YENİAKİT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.