Sosyal Medya

Özel / Analiz Haber

Rusya'nın son Çarı Putin’in çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri

Sovyetler dağılmış, Rusya varoluş buhranı yaşıyordu. Ülkenin ilk başkanı Boris Yeltsin başbakanlığa atadığı genç adamı desteklediğini duyurup köşesine çekilmeye karar vermişti. Genç adam bir politikacıda olması gereken neredeyse hiçbir özelliğe sahip değildi. Pek gülmeyen, çok fazla konuşmayan yapısıyla her daim neşeli Yeltsin’den farklı bir profil çiziyordu. Seçimlerde kimsenin şans tanımadığı bu gencin kaderini Moskova patlamaları değiştirdi. Krizi demir yumrukla yöneten Putin, o günden beri hala iktidarda. Ülkeyi bir çar gibi yöneten Putin’in Rusya’sı, dağılmış Sovyetlerin travmalarını üzerinden attığı günden beri bölgedeki en kilit aktörlerden biri haline geldi.



İktidara gelişinin üzerinden 14 yıl geçmiş, artık ne yapıp ne yapamayacağına karar verirken birlikte çalıştığı dünya liderlerini de gözlemlemeyi öğrenmişti. Çeçenistan’a yerleştirdiği Kadirov gibi bir adamı da Ukrayna’ya yerleştirmeyi başarmıştı: Viktor Yanukoviç. Henüz 4 yıllık bir yöneticiyken Ukrayna’da gerçekleşen ‘Turuncu Devrim’ Karadeniz’in tüm kontrolünü Batı Bloku’na verirken Rusya, deniz yolları ile ilişkisini kaybediyordu.

Rusların son Karadeniz’den çıkamayışında Çarlık devrilmiş, Bolşevik ihtilal gerçekleşmişti. I. Dünya Savaşı’na Almanya ile birlikte katılan Osmanlı, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını kapatınca Çarlık krize girmişti. Hem ekonomik hem askeri blokaja uğrayan ülke birçoklarına sürpriz olacak bir şekilde ilk komünist devrimin başladığı ülke haline gelmişti.

Komünist devrimin arkasındaki Lenin de ne tesadüf ki Vladimir ismine sahipti. İlk Vladimir’in yıktığı çarlığı yeniden kurmaya çalışan İkinci Vladimir bunun tek yolunun denizlerin kontrolünü sağlamaktan geçtiğini görüp bütün stratejisini bu noktadan kurgulamaya başladı.

Ukrayna'da Turuncu Devrim, Gürcistan'da Gül Devrimi, Kırgızistan'da ise Lale Devrimi gerçekleşmişti.

Çıraklık dönemi: Turuncu devrim, Gül devrimi, Lale devrimi

Batı Bloku, post-Sovyet etki alanlarında, Bağımsız Devletler Topluluğu’nda ‘renkli’ devrimler yapmaya Gürcistan ile başladı. Bu ülkenin diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinden ayrılan en büyük özelliği ise ülkede Sovyetlerin dağılmasından sonra statükonun hiç değişmemiş olmasıydı. Ülkenin bağımsızlığından itibaren Cumhurbaşkanlığını üstlenen Eduard Şevardnadze aynı zamanda Sovyet döneminde de önemli bir yöneticiydi ve Rus etkisinin ülkede hiç değişmeden sürmesini sağlayan isimdi.

Gürcistan'daki Gül Devrimi'nin arkasındaki isim Miheil Saakaşvili

2003 yılına kadar süren bu statüko Miheil Saakaşvili'nin "Birleşik Ulusal Hareket"inin başlattığı protestolar ile değişti. Eğitim hayatını ABD’de geçiren Saakaşvili ülkenin rotasını Rusya’dan Batı’ya doğru çevirirken tecrübesiz Putin ilk kontrasını Kafkasların kontrolünü kaybederek yaşıyordu.

2004 yılında Ukrayna'da Turuncu Devrim gerçekleşirken ülke eksenini Batı'ya doğru kaydırıyordu.

Bir yıl sonra farklı bir renk ile aynı hikaye tekrar sahneleniyordu. Ukrayna’da Turuncu Devrim gerçekleşmişti.

Bir başka post- Sovyet yönetici olan Ukrayna Başkanı Leonid Kuchma’nın 10 yıllık iktidarı sonlandırılmış yerine Viktor Yuşçenko gelmişti. Liberal söylemler ile iktidara gelen Yuşçenko’nun turuncu devrimi Rusya için Kafkaslar’dan çok daha büyük bir bedeldi.

Kırım’ın kontrolünün Batı Bloku’nun eline geçmesi, Rusya’nın en büyük can damarının tıpkı I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi kesilmesi anlamına geliyordu.

Başkanlığının ilk 4 yılında karşısında bir çaylak bulduğunun farkında olan Batı Bloku, Putin’in Rusya'sını Asya steplerine kadar sıkıştırmış, nefes aldırmıyordu.

Kalfalık dönemi: Savunmadan saldırıya geçiş

Putin 14 Mart 2004 günü yapılan seçimlerde halkın verdiği yüzde 71’lik rekor destek ile tekrar başkanlığa seçilirken artık oyunu kendi kurallarıyla oynamayı karar vermişti.

2008 yılında Gürcistan’dan bağımsızlık talepleri bulunan Güney Osetya ve Abhazya adına Gürcistan’a girip bölgeye yerleştiğinde girdiği yerden çıkmayacağının da ilk işaretlerini Kafkaslarda verdi.

Rusya, 2008 yılında Gürcistan'a Güney Osetya üzerinden müdahale etti

Aradan 2 yıl geçtikten sonra Ukrayna’daki Turuncu Devrimi boşa çıkarıp Rus asıllı Viktor Yanukoviç’i iktidara getirdi. Gürcistan’ın işgalinden 2 yıl sonra Ukrayna’nın kontrolünü tekrar eline almasına rağmen Yanukoviç’in iktidarının 4. yılında artan sokak olayları ülkeyi de Rus- Batı çatışmasının deneme tahtası haline getirmişti.

Kırgızistan"da "Karşı Devrim", CIA"nın Kadife Devrimi çöktü

Putin artık 2004 yılındaki Putin değildi. Aradan 10 yıl geçmiş, Ukrayna’da Rusya lehine hareket eden Başkan Yanukoviç istifa etmişti. 18 Şubat’ta çıkan protesto gösterilerinden 2 gün sonra Rusya, Kırım’ı ilhak ettiğini duyurup Karadeniz’in en stratejik bölgesini işgal ettiğini açıkladı.

Arap Baharı, Tunus'ta başlamıştı

Dünya, büyük güçler arasında bir deneme tahtası haline gelmişken bir başka cephe de Kuzey Afrika’da açılıyordu. Kırım’ın işgalinden 10 ay sonra Tunus’ta başlayan Arap Baharı bölgedeki diktatörleri bir bir devirirken emperyal hırsları olan ülkeler de pastayı paylaşma yarışına giriyordu.

Fransızların, Libya’daki müdahalesi 42 yıllık Kaddafi iktidarını devirirken sıra Suriye’deki 40 yıllık Esad Hanedanlığına gelmişti.

Ülkedeki demokrasi talepleri bir İç Savaşa dönmüş, Esad kontrolü kaybederken İran ve Rusya’nın müdahalesi ile ülkedeki olası bir demokratik geçiş yönetimi ihtimali de askıya alınıyordu.

İktidarının son yıllarında tecrübelenen Putin kaybettiği mevzileri tek tek ele geçirmeye başladı

Ustalık dönemi: Ohotsk’tan Baltık’a, Akdeniz’den Karadeniz’e

Putin agresif müdahaleler ile ülkesinin etki alanını giderek genişletirken bunu da büyük oranda ilk döneminde yaşadığı tecrübelere borçlu.

Rusya, geçtiğimiz yıl Ohotsk ve Japon Denizi'ni de içine alan bölgede 300 bin asker ile tatbikat düzenledi

Geçtiğimiz yıl Rusya Cumhuriyeti tarihinin en büyük askeri tatbikatını Ohotsk’un da yer aldığı bölgede gerçekleştiren Putin’in bir diğer şovu da Baltık üzerinden gerçekleşmişti.

Kırım’da yaptıklarına gerçek manada hiçbir cevap alamamasının verdiği rahatlıkla; Libya’ya kadar ilerleyen Putin’in hareket alanını belirleyecek olan da bir başka aktör Çin. Afrika açılımı yapan Çin’in mi yoksa Rusya’nın mı daha tehlikeli olduğuna karar verilene kadar terazinin ağırlığı Putin’in lehine işlemeye devam edecek.

Görünen bir gerçek var ki; Putin Rusya’yı daha uzun bir süre kontrol etmeye devam edecek. Ülkesini bir çar gibi yöneten II. Vladimir’in I. Vladimir diyebileceğimiz Lenin ile tek ortak noktası ise Rusya’yı başka maceralara sürüklemekten çekinmiyor olması.

Müellif: Ahmet Fadıl Erarslan / Kaynak: Yenişafak

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.