Sosyal Medya

Özel / Analiz Haber

Bardakçı: Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kurulduğuna göre, bu tarihten önce ‘Türkiye’ kavramı nasıl mevcut olabilir?

OKUYUCULARDAN ve seyircilerden aylardır, hattâ senelerden buyana devamlı şekilde gelen bir soru var:



Osmanlı Devleti’nden bahsederken yahut o devrin Anadolu’sunu anlatırken “Türkiye” sözünün kullanılması doğru mu, değil mi?
 
Sorunun sahipleri hemen ardından bazı yorumlar da ilâve eder, “Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kurulduğuna göre, bu tarihten önce ‘Türkiye’ kavramı nasıl mevcut olabilir?” derler.
 
Söyleyeyim: Bu topraklara tâââ 13. yüzyıldan buyana sadece “Türkiye” denmiştir. Türkler, Anadolu’ya resmen geliş tarihleri olan 1071’den daha önceleri de gruplar halinde o zamanın Bizans’ına göçe başlamışlar, yarımadanın değişik yerlerinde Türk kolonileri kurulmuş ve bütün bu gelişlerin Malazgirt sonrasında resmiyet kazanmasıyla beraber “Türkiye” ifadesi de yaygınlaşmıştır. Batı dünyasında 13. asırdan itibaren yazılanlara baktığınız takdirde, Anadolu’dan bahsedilirken neredeyse tamamında “Türkiye” dendiğini görürsünüz.
 
Bu şekildeki isimlendirme, 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar devam edegelmiştir.
 
SEVRES’DE ‘OSMANLI’ YOKTUR
Bir misal vereyim: O meşhur Sevres Anlaşması’nın metnine bilmem hiç baktınız mı? Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş, batış ve yokoluş belgesi olan meş’um belgenin resmî adı, “Türkiye ile Müttefik Devletler Arasındaki Barış Anlaşması”dır. Sevres, bizler için gerçi bir yokoluş belgesidir ama hukukî bakımdan barış anlaşması kimliği taşır ve anlaşmanın taraflarından biri “Osmanlı İmparatorluğu” değil, “Türkiye”dir. Zira, batı dünyası asırlar boyunca bu topraklara ve bu topraklarda vârolmuş olan devlete sadece “Türkiye” demiş, başka isim vermemiştir.
 
Benzer bir başka konuda çok gelen bir soru: “Osmanlı Devleti”nin veya Osmanlı İmparatorluğu’nun isminin ne olduğu, bu kavramlarla neyin kastedildiği...
 
Osmanlı döneminde imparatorluğun resmî adında hiçbir zaman “Osmanlı” sözü yeralmamıştır, devletin resmî ismi “Devlet-i Aliyye” yani “Büyük Devlet”tir.
 
AVRUPA’DAN ÖRNEKLER
İngiltere’nin resmî ismi birkaç asırdan buyana nasıl “United Kingdom” yani “Birleşik Krallık” ise, Osmanlı Devleti de hep “Devlet-i Aliyye” olmuştur. Babıâlî’nin yahut sarayın Türkçe resmî yazışmalarında devletin ismi bu şekilde geçer, başta İran olmak üzere Müslüman doğu memleketlerine gönderilen diplomatik metinlerde de “Devlet-i Aliyye” ifadesi kullanılır ama Osmanlı İmparatorluğu’nun batı dünyası ile yazışmalarında hep “Türkiye” vardır. Özellikle son dönemde diplomatik dilin Fransızca olmasından dolayı, Osmanlı Devleti “La Turquie” diye yazılır; padişahlardan da “Türkiye’nin Sultanı” şeklinde bahsedilir.
 
Dolayısıyla, Osmanlı İmparatorluğu’na “Türkiye” denmesinde hiçbir hata yoktur. Zira “Selçuklu” yahut “Osmanlı” sözleri devletin başındaki hanedanı gösterir. “Tudor”, “Stuart” yahut “Windsor” hanedanları İngiltere’yi; “Karolenj”, “Kapet”, “Valua”, “Burbon” veya “Orlean” aileleri de Fransa’yı idare etmişler ama devletlerin adı nasıl hep “İngiltere” yahut “Fransa” olarak kalmış ise, aynı şey Türkiye’de de cereyan etmiştir. “Anadolu Selçukluları” ve “Osmanlı” ibareleri devletin ismi değil, idareci ailelerin adlarıdır, devlet ise sadece “Türkiye”dir.
 
Ve netice: Osmanlı İmparatorluğu’na “Türkiye” diyenler hata yapmamakta, doğru kavramı kullanmaktadırlar.
 
Haber Türk Arşiv

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.