Sosyal Medya

Kürsü

İbrahim Tenekeci- Hayret duygumuzu kaybediyoruz

İbrahim Tenekeci- Yeni Şafak



Şehir hayatı, dünyaya mahsus birçok güzelliği görmemizi engelliyor. Bu güzellikler, hem ruhumuzu dinlendirir, hem ibret verir. Maneviyatımız yükselir, gönlümüze neşve gelir. Bir oğlağın dünyaya dokunuşu, kendisi göremediğimiz bir kuşun uzak dallarda ötüşü, karların içinden yükselen çiğdemler, rüzgârın oynaştığı başaklar… İnceliklerin çekildiği yerleri hırs ve kabalık dolduruyor sanki. Dikkat edilirse, sürekli gerginiz. Hayret duygumuzu kaybediyoruz. Gündüz bina ormanında, gece ışık denizinde yaşamanın sonuçları.
 
Sonbahar geldi, gidiyor. Ne anlıyoruz? Sararan yapraklarından romantizm çıkarmak istemeyiz.
 
Sonbahar, dünyanın sonlu olduğunu hatırlatır. Veda vaktine hazırlık yapmamız gerektiğini tembihler. Hüzün işte buradan doğar. Zaten sonbaharın bir diğer adı da hazan değil midir?
 
Sonbaharın gelişiyle beraber birçok şey değişiyor. Fakat biz şehirliler, bunların ne kadarını görebiliyoruz? Gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkı açılıyor. Güneş daha erken batıyor. Kıyafetler kalınlaşıyor. Parklar tenhalaşıyor. Başka?
 
Sonbahar, insan ömrünün olgunluk dönemidir. Çocukluktan gelen saf neşe, gençlikten kaynaklanan yüksek coşku ve elbette hırs, orta yaşın verdiği kararsızlık; hepsi geride kalır. Artık nice insan için melal başlamıştır. Kederli olmak iyidir.
 
Sonbahar, kış hazırlığının habercisidir. Beyaz sessizliğe bürünmeden önce neler yapmalıyız? Bunu isteyen kar, dileyen kefen olarak anlayabilir.
 
Yaş ilerledikçe daha merhametli olduğumuz kesindir. Hırsın yerini tutku alıyor gibi. Geçmişimizle helalleşmek istiyoruz. İnsanın kendisiyle halleşmesi, hiç bilmediği kapıların açılmasına vesile olabilir.
 
İnsan, ölümlü olduğunu belli bir yaştan sonra anlıyor. Sonbahar, sanki buradan başlıyor. Eski ve değerli kâğıtlara merakı olanlar bilir. “Zamana bağlı sararma” diye bir ifade var. Sayfaların bir diğer adı da yapraktır. Böylece vaktin rengi ortaya çıkmış oluyor. Sarı.
 
Hayatın şartları ve zorlukları, kiminin rengini tamamen alır, kimine de daha güzel bir renk verir. Nur dediğimiz şey, biraz da budur.
 
Herkesin bildiği sırlardan biri: Dünya günlerimiz sonlu, isteklerimiz ise sonsuzdur. Mutsuz sonsuzluk yerine, mutlu sonlardan yanayız.
 
Yaşamak ile hayatta kalmak arasındaki farkın neye karşılık geldiğini herkes bilmeyebilir. Güvenlikli evimiz ve işimiz, hayatta kalmamızı sağlıyor. Peki, sahiden yaşıyor muyuz?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.